Batı Şeria'daki bu saldırıların faillerinin cezasız kalması ve Tel Aviv hükümetinin yasa dışı yerleşim politikalarına verdiği destek gerilimin daha da tırmanmasına neden oluyor.
Filistinliler, Tel Aviv yönetiminin Batı Şeria'da yasa dışı yerleşim faaliyetlerini hızlandırdığı bir dönemde artan bu saldırıların, yerleşimlerin genişletilmesinin ötesinde, Batı Şeria'nın geniş kesimlerinin İsrail'e ilhakına zemin hazırlayacak fiili durumlar oluşturmayı hedefleyen sistematik bir sürecin parçası olduğunu ifade ediyor.
Filistin Kurtuluş Örgütüne (FKÖ) bağlı Ayrım (Utanç) Duvarı ve Yahudi Yerleşim Birimleriyle Mücadele Heyeti'nin Temmuz 2026 raporuna göre, yılın ilk yarısında İsrail ordusu ile Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler tarafından gerçekleştirilen 16 binden fazla saldırı belgelendi.
Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler tarafından büyük bölümü hayvancılığa dayalı olmak üzere 42 yeni kaçak yerleşim biriminin kurulduğu kaydedilen raporda, yasa dışı yerleşim projesinin artık "Filistin coğrafyasını yeniden şekillendirme ve Batı Şeria'nın geniş bölgelerinde İsrail'in egemenliğini fiilen tesis etme aşamasına geçtiği" ifade edildi.
Filistinlilerin zorla yerinden edilmesi hedefleniyor
İşgal altındaki Filistin topraklarında Bedevi Haklarını Savunma Örgütü (BEYDER) Genel Müdürü Hasan Melihat yaptığı açıklamada, sahada yaşananların artık Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin münferit saldırılarının ötesine geçtiğini ve Filistinlilerin geniş alanlardan zorla çıkarılmasını hedefleyen sistematik bir İsrail planının parçası haline geldiğini söyledi.
Melihat, Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin son dönemdeki saldırılarının özellikle 1995 tarihli Oslo 2 Anlaşması uyarınca Batı Şeria'nın İsrail'in kontrolünde bulunan "C Bölgesi" olarak sınıflandırılan alanlarda yaşayan halkın tamamen yerinden edilmesine yol açtığını belirterek, saldırıların hem kapsamının hem de niteliğinin her ay daha da arttığının altını çizdi.
Melihat, Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin artık yalnızca Filistinlilere saldırmakla yetinmediğini; evleri ateşe verdiklerini, hayvanları çaldıklarını, otlakları kapattıklarını, ekili alanlara zarar verdiklerini ve ağaçları söktüklerini anlattı.
Bu saldırıların Filistinlilerin yaşam koşullarını giderek ağırlaştırdığını ve onları topraklarını terk etmeye zorladığını vurgulayan Melihat, "Bu saldırılar artık C Bölgesi'ndeki tüm halkı hedef alıyor. Yerleşim projesi resmi İsrail desteğiyle kararlılıkla sürdürülüyor." dedi.
Yeni kaçak yerleşimlerin rastgele kurulmadığını belirten Melihat, aksine bunların Batı Şeria'yı parçalamayı ve Filistin mahallelerini birbirinden koparmayı amaçlayan planlı bir stratejinin parçası olduğunu vurguladı.
Son yıllarda yasa dışı yerleşim faaliyetlerinin ağırlıklı olarak Ürdün Vadisi'nde yoğunlaştığını kaydeden Melihat, amacın bölgeyi Batı Şeria'nın geri kalanından izole etmek olduğunu dile getirdi.
Melihat, son dönemde ise odağın Kudüs Çölü (Badiyetü'l-Kudüs) bölgesine kaydığını ve buradaki stratejik noktalarda Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler tarafından kurulan hayvancılık temelli kaçak yerleşimlerin hızla arttığını ifade etti.
Melihat, bu adımların amacının Filistin topraklarının geniş kesimlerinde fiili kontrol sağlamak ve Batı Şeria'nın kuzeyi ile güneyi arasındaki coğrafi bağlantıyı zayıflatarak uzun vadeli yasa dışı yerleşim projesine hizmet etmek olduğunu kaydetti.
Yerleşim faaliyetleri ilhak sürecinin parçası
Filistinli İsrail uzmanı Ahmed Ebu Heyca, dini Siyonizm ideolojisinin güç kazanması ve Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin devlet kurumlarındaki etkisinin artmasıyla birlikte yasa dışı yerleşim faaliyetlerinin hızlanmasının, İsrail'in Batı Şeria'ya yönelik projesinde nihai aşamaya geçildiğini gösterdiğini söyledi.
Yasa dışı yerleşim projesinin İsrail toplumunda geniş destek gördüğünü belirten Ebu Heyca, iktidar ile muhalefet arasındaki görüş ayrılıklarının yerleşim politikasının temel yapısıyla değil sadece uygulama yöntemleriyle ilgili olduğunu ifade etti.
İsrail hükümetinin zaman zaman uluslararası baskıları hafifletmek veya yasa dışı yerleşim faaliyetlerine hukuki meşruiyet kazandırmak amacıyla bazı adımların dozunu düşürebileceğini söyleyen Ebu Heyca, bunun yerleşim politikasından geri adım atıldığı anlamına gelmediğini vurguladı.
Yerleşim faaliyetlerinin İsrail'in temel politikalarından biri olduğunu kaydeden Ebu Heyca, bu faaliyetlerin Batı Şeria'nın kısmen ya da tamamen ilhakına yönelik bir hedef doğrultusunda hız kesmeden devam edeceğini söyledi.
Ebu Heyca, İsrail'in yasa dışı yerleşim faaliyetleriyle birlikte özellikle C Bölgesi'ndeki Filistinlilere yönelik saldırıların artacağını, Bedevi toplulukların zorla yerlerinden edileceğini ve çiftçilerin arazilerine erişiminin engelleneceğini belirterek, bunların sahada yeni bir fiili durum oluşturmayı amaçlayan organize bir politika olduğunu ifade etti.
ABD başta olmak üzere uluslararası baskıların henüz İsrail'in yasa dışı yerleşim faaliyetlerini durdurabilecek seviyeye ulaşmadığını ifade eden Ebu Heyca, uluslararası toplumun dikkatinin ise ABD ile İran arasındaki savaş ve bölgedeki diğer krizlere yöneldiğini söyledi.
"Sahadaki ve siyasi alandaki gelişmelerin tamamı, İsrail'in Batı Şeria'yı bir şekilde ilhaka yöneldiğini gösteriyor." diyen Ebu Heyca, bugün yaşananların bu sürecin hızlandırılmasına yönelik hazırlık niteliği taşıdığını dile getirdi.
İsrail, ilhakı hedeflediği yeni kararlarla işgal altındaki Batı Şeria'da statükoyu bozdu
İsrail güvenlik kabinesi, 8 Şubat'ta Yahudi toplumunun "vadedilmiş topraklar" olarak gördüğü Batı Şeria'daki işgali derinleştiren ve Filistin Devleti'nin toprak bütünlüğünü fiilen ortadan kaldırmayı hedefleyen bir dizi karara imza attı.
Alınan kararlar arasında, Yahudi yerleşimcilerin doğrudan arazi satın almasının önündeki engellerin kaldırılması, İsrail'e Filistin yönetiminin sorumluluğundaki alanları türlü bahanelerle gasbetme "yetkisi" verilmesi, El Halil ve Beytüllahim'de Filistin yönetiminin yetkilerinin kısıtlanması yer aldı.
İsrail'in 1967'de işgal ettiği Batı Şeria, uluslararası anlaşmalar ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararları uyarınca işgal altındaki topraklar ve gelecekte kurulacak Filistin Devleti'nin parçası olarak kabul ediliyor.
İsrailli sivil toplum kuruluşu "Peace Now (Barış Şimdi)" hareketinden yapılan açıklamada, güvenlik kabinesinin bu hamlesiyle arazi alımlarının önündeki tüm engellerin kaldırıldığı, Filistin topraklarını gasbeden İsraillilere evrakta sahtecilik yoluyla sahada yeni bir siyasi gerçeklik oluşturma imkânı verildiği belirtildi.
Açıklamada, söz konusu kararların uluslararası anlaşmalara aykırı olduğu vurgulanarak, İsrail'in Batı Şeria'daki fiili işgalini daha da genişleteceği ifade edildi.
Birleşmiş Milletler, Batı Şeria ve Doğu Kudüs’teki İsrail yerleşimlerini uluslararası hukuka aykırı kabul ediyor.
Kaçak yerleşim birimleri
İsrail yönetimi, Batı Şeria'da Filistinlilerin toprakları üzerine kurulan kaçak yerleşim birimlerini "yasal" kabul etmese de destek veriyor.
Genelde baraka ve konteynerlerden oluşan bu yerleşim noktaları büyük oranda Batı Şeria'daki tepelere fanatik Yahudilerce inşa ediliyor.
Bu kaçak yerleşimlerin büyük bir bölümü, belli bir süre sonra yasa dışı yerleşim birimlerine dönüştürülüyor.





YORUMLAR