Muralidhar, İsrail'in saldırıları ve ablukası altında bulunan Gazze'de yaşanan soykırım 1000. gününe girerken, AA muhabirinin sorularını yanıtladı.
Durumun çok vahim olduğunu vurgulayan Muralidhar, "Gazze'de altyapıda büyük bir yıkım yaşandı. Elektrik yok, sanitasyon yok. Birçok insan zorla yer değiştirmeye maruz kalıyor ve birçoğu Gazze'nin güneyine kaçmak zorunda kalıyor. Refah'ta sağlıksız koşullarda devasa mülteci kampları var. Yani durum çok vahim. Çocuklar özellikle hedef alınıyor. Gazze'de kimse güvende değil. İnsansız hava araçları özellikle çocukları hedef alıyor." ifadelerini kullandı.
Gazetecilerin de hedef alındığına işaret eden Muralidhar, "(Gazze'de) Hayat cehennem gibi. Bundan hiç şüphe yok. Bu mülteci kamplarında çocuklar lağım suyunda oynuyor. 700 kişi bir tuvaleti paylaşıyor. Mahremiyet yok ve bu korkunç bir deneyim. Birçoğu acil tıbbi yardım için tahliyeyi bekliyor. Refah Sınır Kapısı'ndan tahliyeye izin verildiği iddia edilse de hepimiz bunun çok yavaş ve azar azar gerçekleştiğinin farkındayız." dedi.
"Raporda çocukların nasıl sistematik bir şekilde hedef alındığından bahsettik"
Muralidhar, Komisyonun raporuna ilişkin şunları kaydetti:
"Raporda, çocukların nasıl sistematik bir şekilde hedef alındığından bahsettik. Dolayısıyla soykırımı oluşturan unsurlardan biri de o grubun doğumlarının engellenmesidir. Çocukların özel hedefler olduğunu görüyoruz çünkü yetişkin, bebeği tutarken bebek öldürülüyor. Hatta 10 günlük emzirilen bir bebek, bir helikopterden açılan ateş sonucu başından vuruluyor ve yetişkin kurtuluyor. Bir çocuk beyaz bayrak taşıyor. Bunlar herhangi bir çatışmaya karışmış çocuklar değil. Gerçekten beyaz bayrak taşıyorlar ve çocuklar öldürülüyor. Sonra çocuklar odun toplarken veya yardım kamyonunu kovalarken öldürülüyor. İsrail, dünyanın Hamas'ın çocukları kalkan olarak kullandığına inanmasını ne kadar istese de bahsettiğimiz örnekler, çocukların evlerinin dışında oynamak ve yolda yürümek gibi rutin faaliyetlerde bulundukları örneklerdir."
"Şimdi harekete geçme zamanı, ellerimizi ovuşturup bekleyemeyiz"
Muralidhar, sahadaki ruh halinin değiştiğini belirterek "Birçok büyükelçi bize, kendi ülkelerinde insanların artık 'Tamam, Filistinlilerle empati kurarsam bir şekilde Yahudi karşıtı olurum' şeklindeki ikili düşünceye inanmadıklarını söyledi. Özellikle çocuklar söz konusu olduğunda, kimse bu mantığa inanmıyor. İnsanlar bu düzeyde vahşetin yaşanmasına ve kimsenin bir şey yapmamasına öfkeleniyor." ifadelerini kullandı.
Muralidhar, sözlerini şöyle tamamladı:
"Savaş zamanında hiçbir çocuk açlıktan ölmemeli, ki bu bugün Filistin'de gerçekten yaşanıyor. Savaş zamanında hiçbir çocuk tıbbi yardım ve yardım eksikliğinden ölmemeli, bu da bugün yine Filistin'de oluyor. Eğer tüm ülkeler bu temel ilkeler üzerinde anlaşamaz ve İsrail'i insani yardıma izin vermeye ikna edemezlerse o zaman uluslararası hukuk düzenine olan inancımızı yeniden teyit etmemeliyiz. Şimdi harekete geçme zamanı, ellerimizi ovuşturup bekleyemeyiz.
Komisyonun son raporu, Filistinli çocukları kasten hedef alındığını ortaya koydu
BM'nin İşgal Altındaki Filistin Toprakları Hakkında Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu, 23 Haziran'da BM İnsan Hakları Konseyinin 62. Oturumu'nda son raporunu açıklamıştı.
Raporda, İsrail'in, Filistinli çocukları kasten hedef alarak soykırım ve diğer vahşet suçlarını işlemeye devam ettiği bildirilmişti.
Filistinli çocukların, İsrail hapishanelerinde ve gözaltı tesislerinde tutuklanıp işkenceye ve diğer ağır kötü muamele biçimlerine maruz bırakıldığı ve nerede olduklarına dair hiçbir bilgi verilmediği kaydedilen raporda, "Çocukların kasten hedef alınmasının, İsrail yetkilileri ve güvenlik güçlerinin Gazze'deki Filistinlileri tamamen veya kısmen yok etme yönündeki soykırım niyetini ortaya koyan temel unsurlardan biri olduğunu yineliyoruz." ifadelerine yer verilmişti.
