TEKRAR'LANAMAZ SEÇİM

'Bu dediği dedik, ısrarcı kişileri kıskanma sen hakikat sevdalısı! Hakikat hiçbir zaman dediği dedik birinin kollarına bırakmamıştır kendini. Bu apansızlar yüzünden geri dön güvende olduğun yere; sadece pazar yerinde saldırırlar bir Evet ya da Hayır'la adamın üzerine.'                                        Friedrich Nietzsche

 

Nihayet beklenen karar açıklandı. “Tartışmasız” İstanbul seçim sonuçları için olağanüstü toplanan YSK ‘dan tekrar kararı çıktı. Mazbatanın verilmesini dahi yılan hikâyesine çeviren YSK’nın kararı aslında konuya vakıf kişiler içinse sürpriz olmadı.

Sürpriz olmayışının önünde yatan birçok sebepten bazıları şunlar;

Seçimlerden kısa bir süre önce neden YSK yönetiminin görev süresi uzatıldı?

AKP neden aktif görevdeki belediye başkanları yerine, neden kabineden isimlerle üç büyük şehre

 ( İzmir, Ankara ve İstanbul ) oynadı?

Binali Yıldırım’ın aday olabilmesi için TBMM başkanlığından zamanında istifa ettirilmedi ve kampanyayı yönetmek için ayrıca bir emek sarf etmedi?

Ve en yakın stratejik hamle; düne kadar avukatlarıyla görüşme izni verilmeyen Öcalan’a, neden YSK ‘ nın açıklama gününden önce apar topar görüşme izni çıkarıldı?

Esası kaçırıp usule takılanlar ülkesi olarak elbette bu ayrıntıları analiz edip, görmek zor olabilir. Gelgelelim;   aday belirleme sürecinde kendi tabanı da dâhil olmak üzere; yüksek ve yer yer haklı eleştirilere maruz kalan CHP yerel seçimlerdeki başarısı tamamen başkan adayları ve ekiplerinin bizatihi gayreti ile mümkün oldu.

Mevcut hükümetin ekonomideki kötü gidişin üstünü örtme çabaları bu kez başarılı olamadı. Doların hızla yükselişi, şeker fabrikalarının satışı, emlak piyasasındaki çöküş ülke genelinde tüm sınıfı etkiler bir hale büründüğünde değişim şart diyen, AKP’li seçmenlerde dâhil oyunu bu kez Millet İttifakından yana kullanmayı tercih etti.

YSK’nın açıklamasından sonra olağanüstü toplantı çağrısı yapılan CHP’den bugün çıkacak olan karar oldukça önemli. Millet İttifakı’nın ve diğer aktörlerin konu ve karara yaklaşımının ne olacağına ya da ne olması gerektiğine gelirsek;

Bu bir hak ve adalet arayışı olmalıdır. Adalet yürüyüşü gibi kitlesel bir eylem yaratan CHP’nin aynı hassasiyeti bu haksız ve hukuksuz karar karşısında da göstermekten başka çaresi yoktur. YSK’nın seçim iptali kararı almasının tek ve yegâne hedefi vardır; o da İstanbul’u geri almak üzerine kurulu bir stratejidir. Dileğim o’dur ki hükümet tarafından kurulan bu kirli strateji Cumhuriyet Halk Partisi MYK ve PM üyelerince de görülebilsin.

Sandığa giden seçmen sayısı düşünüldüğünde tekrar seçim oldukça büyük bir risktir. Gösterilmek ya da üzerinde durulmak istenmese de seçimlere sayılı gün kala Demirtaş’ın çağrısıyla sandığa giden HDP seçmenin oyu da sonuçlarda etkili olmuştur. Aynı durumun söz konusu olacağını düşünmeyenlerdenim. Hatta HDP’nin aday çıkarma isteği dahi gündeme gelebilir.

YSK’nın bu kararına “kabul, tekrar edelim” özgüveni ile yaklaşılması gerek seçmeni gerekse adayı yıpratmaktan başka bir adım öteye gitmez. Bu haksız ve usulsüz, “baskı altında” alınmış ya da verilmiş, verdirilmiş karara karşın yapılacak en doğru hamle karara itiraz ve kitlesel bir başkaldırı yaratarak “Millet ittifakı olarak ‘ sine-i millete dönüyoruz ‘ “ demektir.

Şu da unutulmamalıdır ki; seçimin ve seçmenin nabzı sosyal medyada yapılan, yazılan ya da konuşulan dinamiklerle ölçülemez. Gerçekler tam da gözünüzün önünde dururken üstelik.

Berna Can