Sağlık çalışanları dansla stres atıyor

Hiç kuşkusuz, müzik kadar dans da ruhun gıdası

 

Ritim duygusunu geliştiren, vücudu harekete geçiren dansı, son yıllarda şirketlerde çalışanları için düzenledikleri motivasyon etkinliklerinde başvuruyorlar.

Çalışanların günlük iş stresinden kurtulmaları ve bir kaç saatliğine de olsa eğlenceli vakit geçirmelerinin en kolay yolundan biri de dans etmek. Uzmanlar da iş dünyası temsilcilerinin, kendileri için vakit ayırmaları gerektiğini ve istedikleri herhangi bir aktiviteyle uğraşmalarının çok faydalı olduğu görüşünde...

 

Biz de bu hafta Medical Park İzmir Hastanesi Başhekim Yardımcısı Dr. Zeki Hozer ve ünlü dans eğitmeni Berkehan Dural ile dansı konuştuk...

 

*Günümüzde bir çok kurumsal firmanın, çalışanları için motivasyon artırıcı danslı etkinlikler gerçekleştirdiği biliniyor. Hastane olarak sizin çıkış noktanız neydi?

Öncelikle sağlık sektörü stresin yoğun olarak yaşandığı bir alan. Bizler de biraz olsun çalışanları rahatlatmak için dansı düşündük. Kuşkusuz bu keyifli aktiviteler, takım çalışmasını çok olumlu yönde etkiliyor. Bunun dışında çalışanlar kurumsal etkinliklerin dışında bireysel olarak da haftanın bir kaç saatini kendilerine ayırarak dans okullarında eğitim alabiliyor.

 

* Dansı bir anlamda spor olarak da düşünebilir miyiz?

 Dansla sporun en büyük farkı şu; spor salonuna gidip bir tane aletin başına oturduğunuz zaman ister istemez bir şeyler düşünüyorsunuz. Yani kafanızdakileri atamıyorsunuz, sadece bedeninizi yoruyorsunuz. Bedenin dinlenmesi için zihnin de dinlenmesi lazım. Dans ederken ise müziği dinliyorsunuz, ritmi takip ediyorsunuz ve yapacağınız hareketleri düşünüyorsunuz. Bu esnada istediğiniz kadar zorlayın kendinizi, hiç bir sıkıntı, müşteri, evrak aklınıza gelmez. Saatlerin nasıl geçtiğini anlamazsınız.

 

*Çalışanlar eğitime grup olarak mı katılıyor? Yani yöneticiler ve diğer çalışanlar farklı gruplarda mı yer alıyor?

Bunların çok sıkıntılarını yaşadık. Üst düzey yöneticiler, altlarındaki personelle çok fazla dans etmek istemediler. Ama zamanla bunu aştılar ve birbirlerini dinlemeyi öğrendiler. Bu da şirkette takım çalışmaları ve kurum kültürünün benimsenmesinde kendilerine olumlu katkılar sağladı. Dans dışında müzikle de motivasyon çalışması yapıyoruz. Bu durumun bir diğer olumlu katkısı ise özgüven artışı sağlaması. Günümüzde aynı odada çalışıp birbirleriyle doğru düzgün konuşmayan bir çok kişi olduğunu biliyoruz. Özellikle uluslararası şirketlerden gelen bir mantık var; çalışanların sosyalleşmesi ve ikili ilişkilerde gelişmelerini istiyorlar ve dans gibi etkinliklere önem veriyorlar. Böyle şirketlerde bakıyorsunuz ki, çalışanlar şirketi çok seviyor.

 

*Sn. Berkehan Dural, Türkiye’nin tanınmış dans eğitmenlerinden birisi olarak sizin gözlemleriniz neler?

Dansa bireysel ve kurumsal ilginin giderek arttığını rahatlıkla söyleyebiliriz. İnsanlar konu dans olunca yaşlarını veya aşırı kilolarını bahane ederler ancak bizim 7 yaşında da 50 yaşında da öğrencilerimiz var. Profesyonel iş yaşamında başarılı olan kişilerin muhakkak ki güzel sanatların bir dalıyla ilgilendiğini görüyoruz. Kimi dans ediyor, kimi bir şey çalıyor, kimi bir şey söylüyor. Dans olmasa bile insanların muhakkak kendileri için bir şeyler yapmaları lazım. Bir aktivasyonun içinde bulunmak zorundalar. Böyle yaparlarsa kendilerini daha rahat hissedecekleri kesin.