Marmara Depremi'nin 23'üncü yılı

Türkiye'yi sarsan 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nin 23'üncü yılı dolayısıyla, depremin etkilediği İstanbul, Kocaeli, Sakarya ve Yalova'da anma etkinlikleri düzenlendi

17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nde hayatını kaybedenler, felaketin 23'üncü yıl dönümünde de unutulmadı... Türkiye'yi sarsan büyük depremin etkilediği İstanbul, Kocaeli, Sakarya ve Yalova'da anma etkinlikleri düzenlendi.

17 Ağustos Marmara Depremi’nin 23’üncü yılı dolayısıyla Avcılar'da anma etkinliği düzenlendi.

Avcılar’da Marmara Caddesi’ndeki deprem anıtı önünde gerçekleştirilen etkinliğe, Avcılar Belediye Başkanı Turan Hançerli, siyasi ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile depremde hayatını kaybedenlerin yakınları katıldı.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan etkinlikte konuşan Avcılar Belediye Başkanı Turan Hançerli, 1999 yılındaki Marmara Depremi'nde, ilçede 247 kişinin hayatını kaybettiğini, 28 binanın yıkıldığını ve binlerce binanın hasar gördüğünü söyledi.

Hançerli, "Bundan 23 yıl önce Avcılar'da da Avcılarlı hemşehrilerimizin ölümüyle sonuçlanan bir deprem gerçekleşti. Deprem Avcılar'dan çok uzaklarda Gölcük'te gerçekleşti ve işte hemen önünde bulunduğumuz deprem anıtında ismi zikredilen 247 insan yaşamını yitirmişti. Bugün özellikle bu saatte burada olmak bu acıyı unutmadığımızın, acının unutulmadığının açık göstergesi." dedi.

AA'nın haberine göre, açıklamaların ardından kalabalık, meşale yakarak deprem anıtı önüne karanfil bıraktı.

Marmara Depremi'nde hayatını kaybedenler, 17 Ağustos 1999'da yaşanan depremin merkez üssü Kocaeli'nin Gölcük ilçesinde anıldı.

Kavaklı Sahili'ndeki Deprem Anıtı önünde Marmara Depremi'nin 23. yılı dolayısıyla düzenlenen anma etkinliğinde, felaketin yaşandığı saat olan 03.02'de saygı duruşunda bulunulup, depremde yaşamını yitirenler için dua edildi.

Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer, gazetecilere yaptığı açıklamada, 45 saniyenin Gölcüklüler için unutulmayacak bir zaman dilimi olduğunu ifade ederek aradan geçen 23 yılın ardından saat 03.02'de anma programı düzenlediklerini kaydetti.

Gölcük'te acıların taptaze olduğunu söyleyen Sezer, "Bu zaman zarfında aslında maddi anlamda kaybedilen her şey geriye geldi. Ancak sevdiklerimize maalesef tekrar kavuşma imkanımız yok. Biz şunu anladık; Afetler her zaman olabilir, onlara hazırlık yapmamız afetlere hazır olmamız, tedbir almamız gerekir." ifadelerini kullandı.

Sezer, devlet kurumlarının afetlere yönelik birçok hazırlık yaptığına işaret ederek bundan sonra tedbirlerin sıkılaşması gerektiğini vurguladı.

Vatandaşların da kurallara uymasını ve afet anında ne şekilde hareket edeceğini bilmesi gerektiğini belirten Sezer, "Kurallara uymamız gerekiyor. O kurallara uyduğumuz takdirde yaptığımız binalarda binaların yüksekliği de kurallara uyduğu takdirde biz aslında ilk sırada kendimizi korumuş oluyoruz." diye konuştu.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, "Bütün hazırlıklarımızı yine İstanbul'da yaşanabilecek 7,5'luk bir deprem üzerinden yapıyoruz." dedi.

Gölcük ilçesi Kavaklı sahilinde düzenlenen "17 Ağustos Depremi Anma Töreni"nde konuşan Soylu, Marmara Depremi'nde İstanbul'da olduğunu belirterek o süreçte vatandaşların yaşadığı sıkıntılara değindi.

Marmara Depremi'nde hayatını kaybedenlere rahmet dileyen Soylu, her afet ve her zorluktan birçok ders aldıklarını, aldıkları dersin kendilerine birçok adım attırdığını söyledi.

Geçen yıl yaşanan sellerin ardından alınan önlemlere ve AFAD'ın gönderdiği uyarı mesajlarına değinen Soylu, bu yıl uyarı mesajları sayesinde Batı Karadeniz'de kurumların ve vatandaşların tedbirlerini mümkün olduğu ölçüde aldığını kaydetti.

Soylu, afetten etkilenen vatandaşların her zaman yanında olduklarını vurgulayarak "Devlet eski devlet değil. Türkiye de eski Türkiye değil, Allah'a hamdolsun." dedi.

Sel, yangın gibi afetlerden etkilenen vatandaşların yaşadığı ümitsizliğin giderilmesi için yapılan çalışmaları hatırlatan Soylu, şunları söyledi:

"O gün gördüğümüz ümitsiz yüzlerin, gözlerin yerini geleceği yine kucaklayabilecek umutlu insanlar almıştı. Bunu biz kendimiz yapmadık. Bunu tam da sizin desteklerinizle, katkılarınızla ve bu devletin azametiyle, bu devletin gayretiyle ve işini bilen Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın ortaya koyduğu iradeyle beraber. Başımız yere eğik olabilirdi. 'Ne yapacağız, elimizden bir şey gelmiyor' diyebilirdik. Ama sadece burası için değil. Allah'ınızı severseniz, ben her zaman söylüyorum, söylemeye devam edeceğim. Bir millet olarak, şu Ayasofya'nın minareleri kadar dik olun, başınız göğe değecek kadar dik olun, hiçbir zaman kimseye boynunuzu eğmeyecek kadar dik olun. Bu kardeşiniz, bu memleketin gücünü ve kuvvetini dünyanın birçok yerinde gören bir kardeşiniz."

Terörle mücadele çalışmalarını anlatan Soylu, "Bugün sabah milletimize bir müjde daha verdik. Tendürek Dağı'nı temizledik. Kolay bir iş değil. Sadece Tendürek Dağı'nı temizlemedik. Tendürek Dağı'nın en tepesine ay yıldızlı bayrağı diktik. Ve Allah bize ömür boyu oradan etrafımızdaki coğrafyaya bakabilme fırsatı sağlayacak." diye konuştu.

"ALLAH BİZİ MİLLETİMİZE MAHCUP ETMESİN"

Soylu, doğal afetlerin yanında bir de yalan afetiyle karşı karşıya kaldıklarını belirterek siyasetin her yerde yapılabileceğini ancak yalan söylenmemesi gerektiğini söyledi.

"Baraj patladı" şeklinde söylemlerde bulunulduğunu ifade eden Soylu, "Barajın patlamadığını anlatmakla mı uğraşalım yoksa evin 4. katından 5. katından, aşağıda şuramıza kadar su varken, 'ne olursunuz hamileyim' diye işaret yapan kadını kurtarmakla mı uğraşalım? Bunu bütün milletimize 17 Ağustos'un 23 yıl sonrası belki de afette yapabileceğimiz en hayırlı işlerden bir tanesi. Ben de muhalefet partilerinde siyaset yaptım. Orman yangınlarına gittim. Yapacağınız bir şey var; Allah kolaylık versin, Allah yardım etsin deyip yapabileceğimiz bir şey var mı? Üzerimize düşen bir şey var mı? deyip afette elini taşın altına gerekiyorsa sokmandır." diye konuştu.

Soylu, helikopterle köylere jeneratör götürerek 24 saatte elektrik bağladıklarını, şeker hastası varsa doktoru vatandaşın ayağına getirdiklerini dile getirerek hiç kimseyi yalnız bırakmadıklarını kaydetti.

"Allah başımıza bir afet vermesin" diyen Soylu, "Bütün hazırlıklarımızı yine İstanbul'da yaşanabilecek 7,5'luk bir deprem üzerinden yapıyoruz. Zamanını bilmiyoruz. Yerküreyi tutabilecek bir halimiz ve gücümüz söz konusu değil ama tedbir almak bizim en büyük sorumluluğumuzdur. Bu tedbirleri almak için bir taraftan öncesinde yapmamız gerekli olduklarını, zamanında yapmamız gerekli olduklarını ve sonrasında yapmamız gerekli olduklarını gücümüz yettiğince yapmaya çalışıyoruz. Allah bizi milletimize mahcup etmesin." ifadesini kullandı.

Soylu, 23 yıl önce yaşanan deprem gerçeğini unutmamaları gerektiğini belirterek bunu gelecek nesillere aktarmaları gerektiğini vurguladı.

Çok çalışmaları gerektiğine işaret eden Soylu, "Sadece bizim bize ihtiyacımız yok. Filistin'in bize ihtiyacı var. Bu ülkenin öyle bir Cumhurbaşkanı var ki Lübnan'da ekonomik kriz yüzünden 0-2 yaş arasındaki çocukların süt içemediklerinden dolayı onların süt ihtiyacını nasıl karşılayacağım diye dert edinen ve bunu karşılamak için çaba üreten ve Müslüman ve bütün dünyada kimseyi mağdur ve mazlum bırakmamak için gayret sarf eden bir taraftan Libya'da kendi gücümüzü ortaya koyan, diğer tarafta Yemen'de insanlara elini uzatan, Suriye'de kimseyi yalnız bırakmamak için gayret gösteren bir Cumhurbaşkanımız var. Bu milletimizin özüdür ve milletimizin tecrübesidir." şeklinde konuştu.

Soylu, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi ve diğer afetlerde hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet dileyerek, gelecek nesillere güçlü ve büyük Türkiye bırakmanın kendilerinin en büyük sorumlulukları olduğunu bildirdi.