Kurtulmuş: Terörün ülkemizin gündeminden çıkarılması her birimiz için tarihi bir sorumluluktur
TBMM Başkanı Kurtulmuş Numan, "Terörün ülkemizin gündeminden çıkarılması her birimiz için tarihi bir sorumluluktur." dedi.
"Terörsüz Türkiye" hedefi doğrultusunda TBMM'de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, hazırlanan taslak raporu görüşmek üzere TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında toplandı.
TBMM Tören Salonu'nda gerçekleştirilen 21. toplantının açılışında konuşan Kurtulmuş, Komisyon'un bu toplantısında uzunca bir süredir büyük bir titizlikle, demokratik olgunlukla hazırladıkları raporun Komisyon üyeleri tarafından müzakere edileceğini ve Türkiye kamuoyuyla paylaşılacağını belirtti.
Komisyon raporunun 7 bölümden oluştuğunu ifade eden Kurtulmuş, rapora ilişkin şunları söyledi:
"Komisyon çalışmaları başlıklı birinci bölümde Komisyon'un çalışmalarıyla ilgili süreç anlatılmakta, ikinci bölümde Komisyon'un temel hedefleri üzerinde, buradaki tartışmalarımız çerçevesinde vurgular yapılmakta. Üçüncü ana başlığımız Türk-Kürt kardeşliğinin tarihi kökleri ve kardeşlik hukuku, dördüncü başlığımız Komisyon'da dinlenen kişilerin yaptıkları söylem analizlerinden hareketle buradaki konuşmalardan ortaya çıkan mutabakat alanları, beşincisi PKK'nın kendisini feshetmesi ve silah bırakması süreci, altıncısı sürece ilişkin yasal düzenleme önerileri, yedincisi ise demokratikleşmeyle ilgili önerilerdir. Rapor, sonuç ve değerlendirme kısmıyla sona ermektedir.
Bu ana raporun eki olarak da 5 ek yapıldı bugüne kadar. Bunlardan birisi Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonumuzun üyeleri, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun çalışma usul ve esasları, Komisyon'daki siyasi partiler tarafından sunulan raporların dijital nüshalarının web sitesi linklerinin QR kodlarıyla kamuoyuyla paylaşılması, şimdiye kadarki toplantıların özetleri, dinlenen kurum, kuruluş temsilcileri, kişilerin listesi. Bu 21. toplantımızda partiler adına söz alacak değerli arkadaşlarımızın konuşmalarını da içeren tutanak tam şekliyle bu 21. toplantının özeti olarak ekin sonunda yayınlanacaktır."
Komisyon'un çalışmalarının, TBMM'nin temsil gücü ve demokratik meşruiyeti içerisinde yürütülen, toplumsal barışın, birliğin ve milli dayanışmanın güçlendirilmesine yönelik tarihi sorumluluğun yansıması olduğunu belirten Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Halkımızın uzun yıllar boyunca ağır bedeller ödeyerek karşı karşıya kaldığı sorunlar, Gazi Meclisimizin yasa yapıcı ve denetleyici niteliğiyle ele alındığında kalıcı bir çözüm ufku kazanmaktadır. Bugün terör meselesinde tarihi bir dönemden geçiyoruz. Bu süreçte milli iradenin tecelligahı olan Gazi Meclisimiz üzerine düşen vazifeyi tereddütsüz biçimde üstlenmiştir.
On yıllardır ülkemizin enerjisini ve kaynaklarını tüketen ve ülke olarak ağır bedeller ödediğimiz terör eylemleri, kalkınma ufkunu daraltmış, sosyal bağları örselemiş ve siyaseti sadece güvenlik reflekslerine sıkıştırmıştı. Soğuk Savaş'ın sona ermesiyle birlikte terör örgütleri, artan bir biçimde, bölgemizde bölünme ve parçalanmanın, vekalet savaşlarının aparatı olarak kullanılmış, yerel sorunlar küresel hesapların aracı haline getirilerek toplumsal fay hatları bilinçli biçimde derinleştirilmiştir. Coğrafyamızı bir asır önce etnik, mezhebi ve dini farklılıklar üzerinden bölmeye çalışanların, yine aynı hedef peşinde koşmalarını engellemek için terörün tamamen ortadan kaldırılması, tam manasıyla kalıcı barış ve huzur ortamının sağlanması, tarihi bir sorumluluk olarak karşımızda durmaktadır. Bölgemizde bugün yaşanan istikrarsızlık, adaletsizlik ve demokratikleşme sorunları, emperyal müdahalelerin bıraktığı derin izlerin birer sonucudur. Bu müdahalelere bizim cevabımız, daha fazla kardeşlik ve bütünleşmedir."
TBMM Başkanı Kurtulmuş, Türkiye'nin, küresel emperyal güçlerin hilafına, bölgede bütünleştirici politikaların öncüsü olmaya devam edeceğini vurgulayarak, "Güç dengelerinin değiştiği, jeopolitik risklerin arttığı bir ortamda Türkiye'nin, iç kalesini tahkim ederek, bölgesinde kalıcı barış ve istikrarı sağlaması hem kendi güvenliği hem de bölgesel düzen açısından yeni imkan ve fırsatları ortaya çıkaracaktır." dedi.
Türklerin, Kürtlerin, Arapların, bölgede yaşayan diğer kardeş halklarla birlikte oluşturacağı doğal ittifakın, bölgede emperyalistlerin kurguladığı dağılma ve parçalanma senaryolarını bozacak, planlarını etkisiz hale getirecek bir dönemi başlatacağına dikkati çeken Kurtulmuş, şöyle devam etti:
"Milletimiz, dağılma ve parçalanmayı durduracak, bozguncu emellerden daha güçlü bir birlik, kardeşlik ve bütünleşme iradesine sahiptir. Türkiye'de terör meselesinin kalıcı biçimde çözülmesi sadece güvenlik boyutuyla sınırlı olmayan, çok boyutlu, çok yönlü, çok katmanlı ve çok taraflı politikaları zorunlu kılmakta, siyasal meşruiyet, toplumsal kabul ve demokratik kapasitenin aynı anda güçlendirilmesini gerektirmektedir.
Öte yandan dünyamız, uluslararası kurumların meşruiyet tartışmalarıyla çöküşe geçtiği, kural bazlı uluslararası sistemin yerine sadece güçlülerin kural dayattığı bir döneme doğru hızla ilerlemektedir. Böylesi bir dönemde devletlerin egemenliğini, güvenlikleri ile toplumsal bütünlüğü aynı irade çizgisinde tutabilme kudreti üzerinden değerlendirmek gerekir. Küresel sistemin her krizinde ne yazık ki en fazla yıpranan alan insan onuru ve hukukun üstünlüğü olurken, adaleti sağlama gücü zayıflayan her yapı, toplumda umut yerine yeni kırılganlıklar meydana getirmektedir.
Yakın çevremizde ve bölgemizde kimlik temelli fay hatlarının diri tutulması ve çatışma alanlarının genişlemesi ülkemize çok yönlü sorumluluklar yüklemektedir. İçeride milli dayanışmamızı derinleştirirken, bölgemizde barış sağlamaya yönelik çabalar, refahın artırılması ve adalet duygusunun güçlendirilmesiyle birlikte üstlenilmesi gereken yeni vazifeler olarak önümüzde durmaktadır."
TBMM Başkanı Kurtulmuş, Türkiye'de kardeşlik, esenlik ve toplumsal barışı büyüten her sözü ve adımı en güçlü şekilde desteklediklerini belirterek, bu meselenin, farklılıkları derinleştiren ezber kalıplarla değil, basiretli bakış, samimi yaklaşım ve kararlı adımlarla çözüme kavuşacağının altını çizdi.
"Bu konu, varlığımızı ve yarınımızı ilgilendiren niteliğiyle, dar siyasi çıkarların veya risk hesaplarının çok ötesindedir." ifadesini kullanan Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Kalıcı sükunetin sağlam temeller üzerinde yükselmesi, güvenliğin yanında hukuk devleti pratiğini, demokratik siyaset ahlakını ve milli dayanışma iradesini aynı anda kuvvetlendiren birliği gerektirmektedir. Terörün ülkemizin gündeminden çıkarılması, her birimiz için tarihi bir sorumluluktur. Ortak geleceğimize dönük her adım, Gazi Meclis'in denetimi ve toplumsal meşruiyetle ilerlediğinde, alınan tedbirler hukukla tahkim edilmiş bir istikamete doğru sağlam bir şekilde ilerleyecektir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi, milli iradenin tecelligahı olarak milletimizin geleceğini ilgilendiren her meselenin meşru çözüm adresidir. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, tarihi sorumluluğun Meclis zeminine taşınması için teşekkül ettirilmiş bir komisyondur. Bu çatı altında açık diyalog ve karşılıklı saygı içinde kardeşliğimizi güçlendiriyoruz. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, acılarımızı inkar etmeden geleceği birlikte kurma kararlılığımızın açık bir ifadesidir. Bu çerçevede zaman geçse de acıları geçmeyen kayıpları unutmadan, hatıralarına saygıyla sahip çıktığımızı vurguluyoruz.
Komisyonumuz, milletimizin her türlü düşünceyi baskıdan, önyargıdan ve çekincelerden ari biçimde ifade edebilecek kabiliyete, irfana ve olgunluğa sahip olduğunu da göstermiştir. Ortak akıl ve asgari müşterekleri önceleyen bir yaklaşım benimseyerek, uzlaşı zemininden uzaklaşmadan meseleler derinlikli biçimde tartışılabilmiş, ele alınabilmiştir. Siyasal hayatın son dönemde ürettiği temaslar, kamu vicdanında büyüyen huzur talebi ve örgütün silah bırakmasına dönük gelişmeler, Meclisimizin temsil gücünü daha görünür kılan bir istişareyi gerekli kılmıştır."
Hazırlanan raporun, Komisyon çalışmalarının olgunlaştırdığı müşterek idraki belirginleştirme amacı taşıdığını, partilerin ekte yer alan raporlarının okunmasını kolaylaştıracak kavramsal bir çerçeve sunduğunu anlatan Kurtulmuş, şunları ifade etti:
"Komisyon'a katkı sunan partilerimizin raporları, her bir partinin kendi siyasal duruşlarını bir tutum belgesi şeklinde kamuoyuyla paylaşan birer politika belgesidir. 'Türkiye Modeli' olarak adlandırılan yaklaşımın kurucu ilkeleri, milli iradeye dayanan siyasal bir metin disiplini içinde kayda geçirilmekte, kamu düzeninin korunması, hak ve hürriyet alanının genişlemesi, toplumsal bütünleşmenin güçlenmesi ve demokrasinin ilerlemesi ve refahın kalıcı biçimde büyümesi birbirini tamamlayan tek bir bütünün parçaları olarak ele alınmaktadır."
TBMM Başkanı Kurtulmuş, şunları kaydetti:
"Komisyon'un ortaya koyduğu yaklaşımın örgütsel yapının feshi ve silah bırakmanın güvenilir biçimde teyidiyle birlikte yürürlüğe alınması düşünülen idari ve hukuki düzenlemelere rehberlik edecek ilkeleri belirlemeyi, tespit ve takip mekanizmalarında öngörülebilirlik sağlamayı, toplumla uyum adımlarını özgürlük ile güvenlik dengesini koruyan bir çerçevede tasarlamayı hedeflemektedir.
Rapor, af mahiyetinde algı üretecek başlıklardan uzak duran, hukuk düzeninin belirlilik ilkesini merkeze alan ve kamu vicdanının hassasiyetini gözeten yaklaşımın ana hatlarını ortaya koyarken, devlet aklı ile millet vicdanını koruyan demokratik iradenin aynı bütünlük içinde harekete geçtiğinde, toplumsal barışın kalıcı zeminini kurduğuna işaret etmektedir. Terörsüz Türkiye hedefi, daha geniş bir ufukla terörsüz bir bölge tasavvuruna açılmakta, iç huzuru pekiştiren her adım, bölgesel ve küresel adalet arayışında Türkiye'nin gücünü artırmaktadır. Meclisimizin görevi, müşterek hayatın hukukunu kurmak, farklılıkların sesini ortak geleceğin sesine katmak, her yurttaşın kendini eşit, güvende ve saygın hissettiği demokratik yapıyı güçlendirmek ve hürriyet ufkunu genişletmektir. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, toplumsal huzur ve sükunu zedeleyen terör eylemleri ve şiddet iklimini sona erdirme iradesini rapor haline getirmiştir.
Raporun giriş bölümü ve değerlendirmeler, kavramsal bir çerçeve sunmayı, Komisyon'un çalışması boyunca oluşan ortak idraki ortaya çıkarmayı ve çatışma çözümleri konusunda uluslararası literatürde 'Türkiye Modeli' olarak tanımlanacağına inandığımız Komisyon çalışmalarının ilke ve hedeflerini siyasi bir metin disiplini içinde kayda geçirmeyi amaçlamaktadır."
"Yarının güçlü Türkiye'sine uzanan sağlam bir çerçeve"Kurtulmuş, şeffaf ve açık yaklaşımları sayesinde Komisyon toplantılarının kamuoyu tarafından ilgiyle takip edildiğini, çalışmalara ilişkin gelişmelerin medya organlarında geniş yer bulduğunu ve sürecin milletin denetimine açık bir biçimde ilerlediğini belirtti.
Yaptıkları çalışmaların, gelinen aşamayla sınırlı ve tamamlanmış bir süreç olarak değerlendirilemeyeceğinin altını çizen Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Komisyonumuzun sergilediği sağduyulu, kapsayıcı ve çözüm odaklı yaklaşım, yarının güçlü, etkili ve huzurlu Türkiye'sine uzanan sağlam bir çerçeve ortaya koymuştur. Komisyonumuz tarafından titizlikle hazırlanan rapor, bundan sonraki süreçte atılacak adımlara istikamet çizen ve ortak hedefler doğrultusunda yol gösteren kıymetli bir başvuru metni olma özelliğini taşımaktadır. Komisyon raporumuz bu anlamda bir nihayet değil, bilakis atılan ve atılacak kararlı adımların mihenk taşıdır.
Yeni bir anayasa hazırlama konusu ise Komisyonumuzun görev alanında olmamakla birlikte, ülkemiz için tehir edilmeden yerine getirilmesi gereken ortak bir ödev ve sorumluluk olarak önümüzde durmaktadır. Komisyon çalışmalarının neticesinde, raporda bahsedilen düzenlemeler ve önerilere ek olarak siyasi partilerimizin daha önce çeşitli vesilelerle kamuoyuyla paylaştığı raporlarda ifade ettikleri daha demokratik, sivil, özgürlükçü, katılımcı ve kapsayıcı yeni bir anayasaya ihtiyaç duyulduğu da aşikardır. Ayrıca TBMM İçtüzüğü, Siyasi Partiler Kanunu ve seçim kanunlarında yapılacak demokratik değişiklikler de Yüce Meclisimizin sorumlulukları arasındadır. Komisyonumuzun adını oluşturan milli dayanışma, kardeşlik ve demokrasi' hedefi, bu adımların da atılmasıyla birlikte nihayete erecektir."
"En büyük teşekkürümüz aziz milletimize"TBMM Başkanı Kurtulmuş, sorunun çözümü için ilk ve önemli adımları atarak meseleyi bir devlet politikası olarak benimseyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a teşekkür etti.
Kurtulmuş, yaptığı kritik ve yol gösterici çağrılarla sürecin başlamasını sağlayan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye, Komisyon'a başta milletvekillerinin temsilini sağlamak üzere samimi destek veren CHP Genel Başkanı Özgür Özel'e, DEM Parti Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları'na, Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan'a, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan'a, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu'na, HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu'na, Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Muhammed Ali Fatih Erbakan'a, TİP Genel Başkanı Erkan Baş'a, EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan'a, DSP Genel Başkanı Önder Aksakal'a ve Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal'a şükranlarını iletti.
Komisyon'a katkıda bulunan isimlere de şükranlarını ifade eden Kurtulmuş, şöyle konuştu:
"Geçmiş dönem TBMM başkanları, bakanlar ve ilgili kamu kurumlarından temsilciler, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı, şehit aileleri ve gaziler, sivil toplum temsilcileri, baro başkanları ve hukuk çevreleri, insan hakları örgütleri, işçi ve memur sendikaları ile işveren temsilcileri, akademi camiası, düşünce kuruluşları, emekli güvenlik mensuplarımızın temsilcileri, gençlik ve kadın sivil toplum kuruluşları gibi alanlardan 137 kişi dinlenmiş ve bu dinlemelerin her birisi rapora büyük katkı sunmuş, raporun ufkunu genişletmiştir. Büyük bir demokratik olgunluk ve titizlikle çalışmalarını sürdüren Komisyon üyesi milletvekillerimize, fedakar gayretleriyle çalışmalarımızı kolaylaştıran idari teşkilat mensubu arkadaşlarımıza ve milletimizin doğru bilgiye erişmesi için büyük bir sorumluluk bilinciyle çalışan değerli basın mensubu arkadaşlarımıza bu tarihi görevdeki katkıları nedeniyle teşekkür ediyorum. Sorumlu ve yapıcı tutumları sebebiyle, katkı sunan herkese ayrı ayrı teşekkürlerimi ifade ediyorum. Uzlaşı ve diyalog kültürünün bundan sonraki süreçte de aynı kararlılık ve samimiyetle yürütülmesini temenni ediyorum. En büyük teşekkürümüz, desteklerini her daim yanımızda gördüğümüz ve hissettiğimiz aziz milletimizedir.
"Değerli dostum Önder'i, insani yardım gönüllüsü Kayğan kardeşimi rahmetle anıyorum"TBMM Başkanı Kurtulmuş, Komisyon teşekkül etmeden hemen önce hayatını kaybeden Sırrı Süreyya Önder'i de anarak, şunları kaydetti:
"Sürecin sükunetle yürümesi, güven zemininin korunması ve ortak aklın güçlenmesi için büyük emek veren TBMM Başkanvekilimiz, değerli dostum Sırrı Süreyya Önder'i rahmet ve minnetle yad ediyorum. Komisyon çalışmalarımız kapsamında görüşlerine başvurduğumuz, sahada insan hayatına dokunmayı kendisi için vazife bilmiş insani yardım gönüllüsü, eğitimci Vahdettin Kayğan kardeşimi de rahmetle anıyorum.
Milletimizin huzuru, bölgemizin istikrarı ve toplumsal barış ülküsü için sivil toplumda, siyasette ve halkımıza hizmetin farklı alanlarında emek veren her bir kıymetli insanımızı şükranla, ortak vatanımızın esenliği uğruna canını veren şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi hürmetle yad ediyorum. Aziz hatıraları, atacağımız her adımın insan onuruna, adalete ve ortak geleceğimize karşı taşıdığımız sorumluluğu hepimize daha güçlü biçimde hatırlatmaya devam edecektir."
Kurtulmuş, partilerin temsilcileriyle yapılan görüşmelerde herkesin üzerinde ortaklaştığı somut öneriler kısmının kamuoyuyla paylaşılacağını belirtti.
Numan Kurtulmuş, taslak raporun 6. ve 7. bölümlerini okumak üzere TBMM Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Bozkurt'a söz verdi.
"Demokratik reformları sürdürecek bir anlayışla meseleye bakıyoruz"AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, 5 Ağustos'ta başlayan yoğun çalışma sürecinin bugün sonuna geldiklerini söyledi. Sürece destek veren parti liderlerine ve Komisyon üyelerine teşekkür eden Gül, Komisyon'da teröre karşı çok güçlü bir duruşun ortaya konduğunu ifade etti.
Güçlü, özgür, demokratik hukuk devletini ve hukukun üstünlüğünü daha da güçlendireceklerine işaret eden Gül, "Demokratik reformları sürdürecek bir anlayışla meseleye bakıyoruz. Bu konuda, sadece bir güvenlik perspektifine de sıkıştırmadan meseleyi güçlü bir perspektifle ele alıyoruz. Güvenlikten elbette taviz yok ama özgürlüğü de hayata geçirecek uygulamalar herkesin hafızasındadır." ifadelerini kullandı.
Türkiye'de Kürt ile Türk'ü kimsenin ayıramadığını anlatan Gül, "Bu bizim en güçlü yanımız. Acıyı da, sevinci de beraber yaşayan topluluklar olarak, bir millet olarak, bu ülkede yaşayan 86 milyon olarak hiçbir şekilde bir etnik çatışmayı asla yaşamadı bu topraklar. Kardeşliğini hep güçlendirmiştir." diye konuştu.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman, "Buradan bir 'Türkiye ittifakı' çıkmıştır. Bir 'Türkiye uzlaşısı' çıkmıştır. Türk demokrasi tarihinde çok önemli bir eşik aşılmıştır ve Türk demokrasisi gerçekten sorun çözme yeteneğini test etmek suretiyle çok önemli bir imtihanı başarıyla vermiştir. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu ve burada yürütülen işler bir devlet politikasıdır, bir millet politikasıdır ve biz tarihin doğru tarafında duruyoruz." diye konuştu.
Bu konuda, tarih boyunca atılan adımlar ve yapılan çalışmalar hakkında bilgi veren Yayman, "Bizim bu meseledeki ana fikrimiz, biz bu meselenin çözümü için gerekirse baldıran zehri içeriz ve yine çözeriz noktasındayız. Biz meseleyi bir etnik mesele, bir kimlik meselesi olarak asla görmüyoruz. En başından beri meseleyi bir demokratikleşme meselesi olarak gördük." değerlendirmesinde bulundu.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Kürşad Zorlu, anayasal düzen, Anayasa'nın ilk 4 maddesi ve bu kapsamdaki diğer kırmızı çizgilerinin tartışmaya açık olmadığını, pazarlık konusu yapılamayacağını ifade etti.
Raporda, herhangi bir kişiye yönelik özel bir düzenleme yapılmadığını vurgulayan Zorlu, "Türkiye Cumhuriyeti terörle mücadelesini sahada nasıl kararlılıkla yürütüyorsa hukuk zemininde de bu kararlılığına devam ettirecektir." diye konuştu.
TBMM Adalet Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel, bu süreçte ortaya çıkan ortak iradenin net olduğunu belirterek, bu iradenin "Evlatlarımız değil, silahlar toprağa gömülsün" şeklinde gerçekleştiğini aktardı.
Raporun, terör örgütünün silah bırakmasını ve kendini tasfiye etmesini objektif, delile dayalı ve devlet ciddiyeti içinde tespit edilmesini merkeze aldığını kaydeden Yüksel, sürecin hiçbir pazarlığa dayalı olmadan, devletin egemenlik yetkisi içinde ve kurumlar arası mutabakatla yürütülmesinin "meşruiyet, öngörülebilirlik ve sürdürülebilirlik" açısından son derece önemli olduğunu vurguladı.
Yüksel, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Raporda öngörülen yaklaşım, dış modelleri kopyalamayan, Türkiye'nin güvenlik tecrübesi, hukuk düzeni ve toplumsal yapısına uygun, özgün bir Türkiye modeli ortaya koymaktadır. Terörsüz Türkiye vizyonu, dış şablonlarla değil, millet iradesine, devlet aklına ve tarihsel birikime dayanan milli bir yol haritası ile hayata geçirilmektedir. Bu çerçevede önerilen müstakil ve geçici mahiyetteki kanun yaklaşımı ne bir af düzenlemesi ne de cezasızlık algısı doğuracak bir modeldir. Amaç, ağır suçlarla bireysel sorumluluğu net biçimde ayıran, mağdur adaletini koruyan, şiddeti reddedenlerin ise topluma onurlu dönüşünü mümkün kılan, ölçülü ve denetlenebilir bir sistem kurmaktır."
"İnfaz sistemimiz gerçekten yamalı bohçaya dönmüştür"MHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Feti Yıldız, süreçte söylenmedik söz kalmadığını, partisine çok sayıda iftira atıldığını ancak bunlara cevap vermeye gerek duymadıklarını söyledi.
Komisyon'un, Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş felsefesini, temel ilkelerini, demokratik işleyişini ve üniter devlet yapısını dönüştürmek gibi bir misyonunun bulunmadığını vurgulayan Yıldız, milletin tamamını kucaklayan, terörle mücadele kavramından taviz verilmeden, hukukun üstünlüğü ilkesinden sapılmadan ve milli güvenlik kaygıları göz ardı edilmeden çerçeve metnin hazırlandığını bildirdi.
Yıldız, "Bizim merkezi yapımız, milli devlet yapımız kuşatıcıdır, özgürlükçü ve demokratiktir." dedi.
Türk siyaset kurumunun, tarihi bir adımla önemli bir sorunu çözmek için güçlü bir fikir birliği ortaya koyduğunu kaydeden Yıldız, yapılan çalışmalar neticesinde "tarihi mesele" üzerinde söylenen her sözün tutanaklara geçtiğini dile getirdi.
Kamu vicdanını sızlatmadan bazı düzenlemeler yapılacağını bildiren Yıldız, "Öncelikle ezelden beri söylediğimiz gibi bizim infaz sistemimiz gerçekten yamalı bohçaya dönmüştür. Bu infaz sistemimizin düzeltilmesi lazım. Burada eşitliğin sağlanması gerekir. Komisyonumuzun ilk tavsiyeleri arasında infaz düzenlemesi gelmektedir." diye konuştu.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarına uyum konusundaki ihtilaflara değinen Yıldız, "Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarına da Anayasa Mahkemesinin kararlarına da bir hukuk devletinin gereği olarak uymak zorundayız." dedi.
Cezaevlerinden çok sayıda haber ve mektup aldığını dile getiren Yıldız, "Hasta ve yaşlı mahkumlar var, zaman zaman el atılsa da yine yüzlerce kişi ya hastaneye gidememekte ya da cezaevinde kendi bakımını, hayatını idame ettirecek durumda değildir. Komisyonumuz, raporunda bu konuya da değinmiştir. Meclisimizin ilk yapacağı işler arasındadır." ifadelerini kullandı.
"Bu rapor, lafta ve rafta kalmamalıdır"CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, raporun ilk 5 bölümünde kullanılan dilin "son derece sorunlu olduğu, belirli bir siyasi ve sosyolojik bakış açısını içerdiği, kendilerini kapsamadığı" gerekçesiyle eleştirilerde bulundu.
Emir, raporun 6. bölümdeki yasal düzenleme önerileri ile 7. bölümündeki demokratikleşme önerilerinin partisi ve 86 milyon vatandaş için önemli bir beklenti oluşturduğunu dile getirdi.
Komisyon görevini yaparken Türkiye'de demokrasi, hukuk devleti ve adalete dair bir ilerleme kaydedilmediğini savunan Emir, bu açıdan Komisyon çalışmalarının "beklenen umudu doğurmadığını" ileri sürdü.
Raporun herkese bir ödev yüklediğini aktaran Emir, "Bu rapor, lafta ve rafta kalmamalıdır. Bu raporun içeriğindeki o genel çerçeveye uygun olarak yasal düzenlemeler, idari adımlar, iktidarın atması gereken adımlar, yargının atması gereken adımlar ivedilikle atılmalı ve Türkiye'nin önüne barışını inşa etmiş, kavgalarını azaltmış, demokrasi standartlarını yükseltmiş, hukuk devleti niteliğini güçlendirmiş ve adaletini ayağa kaldırmış bir umut yeşertmek zorundayız." diye konuştu.
CHP İstanbul Milletvekili Türkan Elçi de raporda faili meçhullere ilişkin beklentilerinin karşılanmadığını dile getirerek, "Başta eşim ve Cumartesi Anneleri olmak üzere tüm faili meçhullerin sorumluluğunu taşıyıp hissetmemden dolayı bu rapora benim onay vermem kendi açımdan vicdani değildir." ifadesini kullandı.
DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'a, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye, sürece katkı yapan siyasi parti liderlerine ve milletvekillerine teşekkür etti.
Koçyiğit, bundan sonra da bu sürece katkı sunmaya devam edeceklerinin altını çizdi.
DEM Parti İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek, ortak rapor taslağına dair farklı görüşleri olduğunu aktardı.
"Kürt meselesi terör kavramı ile anılamaz" diyen Çiçek, bunun kök nedenleri itibarıyla tek boyutlu bir sorun olmadığını ifade etti.
Ana dilin yalnızca bir iletişim aracı olmadığını kaydeden Çiçek, şöyle konuştu:
"Türkiye'de farklı dil ve kültüre sahip milyonlarca insanın, başta Kürtçe olmak üzere ana dili hakkına yönelik kısıtlayıcı düzenlemelerin, uygulamaların ve kamusal engellerin ortadan kaldırılması ve çok dillilik ile barışılması gerekmektedir. Sonuç olarak, ortak rapor dili, tek taraflı bir dil olmamalıdır. Birçok kesimde farklı travmatik etkiler yaratan birçok kavram yeniden değerlendirilmelidir. Metnin ruhuna, sahici ve toplumsal vicdana hitap eden bir dil yerleştirilmelidir. Barış, sadece sonuç değil, yöntemin ve dilin kendisidir aynı zamanda. Unutmayalım ki, dil kırılgansa, sonuç da kırılgan olma ihtimalini barındırır."
"Feshin ve tasfiye sürecinin eş zamanlı yürütülmesi gerektiği açıktır"Yeni Yol Partisi Grup Başkanı Mehmet Emin Ekmen, süreci bugüne taşıyan emektarlara teşekkür ettiğini söyledi. Raporda bazı eksiklikler olduğunu anlatan Ekmen, "Örgüt fesih iradesini ortaya koyduğu an yasa çıkmalıydı. Burada teslim tespiti sürecine dair bir yumuşama gözüküyor ama yasanın çıkarak feshin ve tasfiye sürecinin eş zamanlı yürütülmesi gerektiği açıktır. Ümit ediyoruz, bayrama kadar bu yasa Meclis'e gelir ve bu raporda ortaklaşma gibi, yasanın hazırlanmasında arka planda ilgili kurumlar muhataplarıyla ortaklaşır. Sonra da siyasi partilerle ortaklaşma gözetilir." değerlendirmesinde bulundu.
Ekmen, bir mekanizma üretilerek yürütme tarafından hazırlanan raporların TBMM'nin gündemine taşınmasını istedi.
Yeni Yol Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya, bu sürecin, Türkiye'de yeni bir başlangıç yapılmasına, tüm mağduriyetlerin giderilmesine ve büyük bir toplumsal bütünleşmeye vesile olmasının, gruplarını oluşturan partilerin ortak temennisi olduğunu aktardı.
Kaya, "Bu belgenin Meclisimizin ve kamuoyunun takdirine sunulmasından sonra siyasi partilerimiz ve milletvekillerimiz olarak bir siyasi irade ortaya koyup raporun çerçevesini çizdiği süreç yasaları, demokratik ve hukuk devletinde eksiklikler ya da daha kamil manada bir demokrasi hedeflemesi için ortaya koyulmuş önerilerin süratle yasalaştırılmasına dair bir eylem planını ortaya koymamız lazım." dedi.
"Meselenin asayiş ve güvenlik parantezine mahkum edilmesi riskini taşıyor"DSP Genel Başkanı Önder Aksakal da rapordaki bazı kısımlara ilişkin itirazlarını dile getirdi.
Raporda yer alan yürütme içerisinde bir mekanizmanın oluşturulması görüşüne katılmalarının mümkün olmadığını bildiren Aksakal, "Zira devlet içinde devlet olamaz. Devletimizin yürütme organı bu işlevlerini yerine getirecek yetkin ve tecrübeli kadrolardan oluşan mekanizmalar yeterince mevcuttur. 6. başlık altında oluşan beklentilerin neredeyse tamamının Suriye'de yaşanan sürecin bir benzerinin tezahür edebileceği izlenimi yarattığı gözden uzak tutulmamalıdır." ifadelerini kullandı.
Türkiye İşçi Partisi (TİP) İstanbul Milletvekili Ahmet Şık ise raporun grubu olmayan partilere son anda sunulduğunu söyleyerek, bu durumu "dayatmacılık içeren bir oldu bitti operasyonu" şeklinde niteledi.
Şık, "Meseleyi terör ve güvenlik eksenine indirgeyen, 'barış' demekten imtina eden bir anlayışın barışı inşa etmesi zaten beklenemezdi. Öyle de oldu. Tüm bu nedenlerle komisyon raporuna 'hayır' oyu vereceğimizi açıkça ilan ediyoruz." sözlerini sarf etti.
Yeniden Refah Partisi İstanbul Milletvekili Doğan Bekin, belediyelere yapılan görevlendirmeleri eleştirdi. Bu uygulamaya bir an önce son verilmesi gerektiğini söyleyen Bekin, "Stratejik bakımdan Türkiye bir ateş çemberinin içinde bulunmaktadır. Dış güçlerin Türkiye üzerinde bitmeyen planlarını da dikkate alarak birlik ve beraberlik içinde, bir an önce bu sorunları ortadan kaldırmamız ve birliğimizi bir an önce oluşturmamız son derece önemli." dedi.
Emek Partisi (EMEP) İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, raporu eleştirdi. Rapor yazımı sürecine grubu olmayan partilerin dahil edilmemesine tepki gösteren Bayhan, "Raporun ilk 5 başlığı, komisyonun bugüne kadar çıkardığı birikimden oldukça uzaktır." sözlerini sarf etti.
Bayhan, rapora "hayır" oyu vereceklerini de bildirdi.
HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, grubu bulunmayan partilerin Komisyon raporuna ve yazım sürecine yeteri kadar dahil edilmediklerini söyleyerek, rapora yönelik eleştirilerde bulundu.
Raporda "ortak inanç" ifadesine yer verilmesine karşın bu inançtan kastın ne olduğunun aktarılmadığını belirten Yapıcıoğlu, raporda sorunun adının eksik konulduğunu, çözümünün de eksik kaldığını savundu.
Yapıcıoğlu, "Bu durum, meselenin yine bir asayiş ve güvenlik parantezine mahkum edilmesi riskini taşımaktadır." diye konuştu.