Kılıçdaroğlu: "Bozulmuş kararın tutukluluğu olur mu?"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmaya, dualarının, Ankara Ünversitesi İbn-i Sina Hastanesinde tedavi gören eski Genel Başkan ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal'la olduğunu belirterek başladı

Baykal'ın bu sabah yeni bir ameliyat geçirdiğini, sağlık durumunun iyi olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, Baykal'ın kararlılığın, demokrasiye bağlılığın ismi olduğunu, askeri darbe dönemlerinde bile hapse girerken demokrasiyi savunduğunu aktardı.

Deniz Baykal'ın Türkiye'yi demokrasiye taşıyan isimlerden birisi olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, ellerinden gelen her şeyi yapan hekimlere teşekkür etti. Kılıçdaroğlu, "Bütün dualarımız Deniz Bey'le birlikte. İnşallah kısa sürede sağlığına kavuşur ve aramıza gelir. Onu özledik." diye konuştu.

Partisinin İstanbul Milletvekili Enis Berbereoğlu'nun geçmişinin başarılarla dolu olduğunu hatırlatan Kılıçdaroğlu, Berberoğlu'na, olmayan bir suçtan ceza kesildiğini, "casusluk" iddiasıyla karşı karşıya kaldığını bildirdi.

Berberoğlu'nun aldığı 25 yıl hapsi bir üst mahkemenin bozduğunu anımsatan Kılıçdaroğlu, buna rağmen Berberoğlu'nun hala hapiste olduğuna işaret etti. "Bozulmuş kararın tutukluluğu olur mu?" diye soran Kılıçdaroğlu, avukatlarının Berbereoğlu'nun serbest bırakılması için başvuruda bulunduğunu belirtti.

Kılıçdaroğlu, bu süreçte hastaneye yatıp, ameliyat geçiren Berberoğlu'na geçmiş olsun diledi.

 

"Anayasa Mahkemesine büyük görevler düşüyor"

Yargının adalet bağlamında ciddi bir ivme kaybettiğini, adalete olan güvenin süratle düştüğünü savunan Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Yargıyı yeniden ayağa kaldırmak, onurunu ve itibarını korumak bizden çok yargının görevidir. Eğer olmayan bir suçtan bir kişi hala hapisteyse, onu çıkarmak benim değil, yargının görevidir. Adaleti sağlamak benim değil, yargının görevidir. Yargı adaletli olduğu, adalet dağıttığı sürece, vicdanıyla ve hukukun üstünlüğüyle hareket ettiği sürece biz adaleti ve adaleti dağıtanları baş tacı etmek zorundayız. Çünkü adaletin olmadığı bir yerde, devletin olmadığını hepimiz biliyoruz. O halde üzerine düşen görevi umarım kısa süre içinde adalet kurumu yerine getirmiş olur. Bu bağlamda en üst yargı organlarından birisi olan Anayasa Mahkemesine büyük görevler düşüyor. Anayasa Mahkemesi bu ülkenin teminatıdır, tıpkı Yargıtay, Danıştay gibi."

Adaleti dağıtacak, bu kapsamda dünyada yankı uyandıracak olanın adalet kurumu ve yöneticileri olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, "O bağlamda Anayasa Mahkemesinin, AİHM kararı çıkmadan önce adaleti dağıtması lazım. Artık görev büyük ölçüde yargının elindedir. Yargı adaleti dağıttığı sürece toplumda kaybettiği itibarı kısa süre içerisinde kazanacaktır. Adalet yerini bulduğu zaman hep birlikte şunu söyleyeceğiz, 'Bu ülkede adalet vardır.' Bunu şimdi söyleyemiyoruz ama bu ülkede adaletin geleceğine yürekten inanıyoruz." ifadesini kullandı.

 

"Ecevit milli olmaya özen göstermiştir"

Türk siyasetinin önemli isimlerinden biri olan Deniz Baykal'ın adaleti, demokrasiyi savunduğunu belirten Kılıçdaroğlu, hapse giren çıkan Baykal'ın "demokrasi kahramanı" olarak toplumun belleğinde yerini aldığına değindi.

 

Kılıçdaroğlu, şu görüşlere yer verdi:

"Bizim tarihimizde böyle insanlar fazladır. Bunlardan birisi de rahmetli Bülent Ecevit'tir. Bülent Ecevit gerek siyasete başladığında, gerek genel başkan olduğunda, gerekse başbakan olduğunda ülkeyi yönettiğinde hep halktan yana, ülkenin çıkarlarından yana politikalar oluşturmuştur. Meşhur söz ona aittir; 'Ne ezen, ne ezilen, insanca, hakça bir düzen' diyen rahmetli Bülent Ecevit'tir. Kıbrıs'ta soydaşlarımız katledilirken buna tahammül edemeyen, bütün baskılara rağmen Kıbrıs'ta barışı sağlayan kişidir Bülent Ecevit. Ecevit bundan sonra Türkiye'ye uygulanan ambargo süreci içinde dik ve onurlu durmasını bilen kişidir. Afyon üreticilerine, üreticiye sahip çıkmıştır. Milli olmaya özen göstermiştir. Her zaman ve her ortamda ülkenin çıkarlarını savunmuştur. Ama siz ülkenin cumhurbaşkanlığı koltuğunda otururken Ecevit'in yaşlılığını ve hastalığını istismar ederek, Ecevit'e dil uzatırsanız sana deriz ki 'dur arkadaş burada, önce sen ağzını bir yıka, ondan sonra Ecevit'i ağzına al.' Hayatım boyunca bu ülkede kim olursa olsun, bu ülkede taş taş üstüne koymuşsa ve ebediyete intikal etmişse arkasından en küçük bir laf etmem."