Güvenlik uzmanlarından celp ertelemeye destek

Koronavirüs salgını ile mücadele kapsamında yaklaşan kritik süreçte, Milli Savunma Bakanlığının celp ve terhislerin ertelenmesine yönelik çalışmasına, güvenlik uzmanlarından da destek geldi.

Koronavirüs salgını ile mücadele kapsamında yaklaşan kritik süreçte, Milli Savunma Bakanlığının celp ve terhislerin ertelenmesine yönelik çalışmasına güvenlik uzmanlarından da destek geldi. Aksi bir uygulamanın sadece salgının yayılmasına değil, askerlerin güvenliğini de riske atacağını belirten uzmanlar, kışlada kalacak Mehmetçiğin moral ve motivasyonunu korumak için ailelerine teşekkür mektubu gönderilmesi teklifinde bulundu.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, koronavirüs salgını ile mücadelede girilen kritik süreçte alınan tüm tedbirlere rağmen celp ve terhislerin bu aşamada yapılmasının Mehmetçik, toplum ve TSK için bir risk oluşturduğunu, bu nedenle nisan ayındaki celp işleminin ertelenmesi ile Kasım 2019 celp döneminde silah altına alınanların hizmet süresinin bir ay uzatılmasına yönelik bir çalışma içinde olduklarını açıklamıştı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın onaylamasının ardından hayata geçecek uygulamaya, güvenlik uzmanlarından da destek geldi.

Konunun sadece bireylerin sağlık meselesi olmadığını belirten Güvenlik Uzmanı Abdullah Ağar, "Salgınla kendini gösteren bu konu bir ülkenin bütün milli güç unsurlarını derinden etkileyecek son derece tehlikeli bir meseledir." diye konuştu.

Devletin vatandaşının sağlığı ile canını korumanın yanı sıra ürettiği kendi güç ve istikrarını da korumasının önemli olduğunu ifade eden Ağar, "Bizim ordumuz hem yurt içinde hem sınır ötesinde teröre karşı mücadele ediyor. Bu mücadelenin mutlaka istikrarlı şekilde devam etmesi gerekiyor. Bunu yaparken de salgın yolu ile dışarıdan içeriye, içeriden de dışarıya istikrarsızlığın transfer olmasına engel olmak gereklidir." dedi.

Ağar, teröristle mücadelenin uzman personelle yapılmasına karşılık operasyonel görevlerin idari ve destek hizmetlerinde erbaş ve erlerin önemli görevler yaptığını belirterek, "Salgının doğrusal veya dolaylı olarak bu mücadeleyi etkilememesi gerekiyor." görüşünü paylaştı.

"Devlet, evladını sevdiklerine sağ ve sağlıklı kavuşturmakla yükümlüdür"

Şehirler arası seyahatlerdeki kısıtlamaları hatırlatarak, terhislerin TSK tarafından organize edilecek otobüslerle yapılmasının güvenlik açısından da büyük tehlike oluşturacağını dile getiren Ağar, "Bu tür intikaller terör örgütlerine arayıp da bulamadıkları ortamı sunar. Terör örgütünün en kanlı saldırılarını böyle intikaller sırasında gerçekleştirdiğinin unutulmaması gerekir." dedi.

Celp ve terhis ertelemeye yönelik uygulamanın önemine değinen Ağar, şöyle konuştu:

"Salgının mücadele alanlarını etkilememesi konusunda celplerin ertelenmesi de önem taşıyor. Bu celp döneminde 53 bin gencimizin kışlalara gelmesinden bahsediliyor. Bu durumda bir değil, 53 bin risk anlamına geliyor. Zaten mevcut olan riske yenilerinin eklenmemesi gerekiyor. Aşı bulunmadığı sürece tek çare var, o da karantina uygulamasıdır. O nedenle bu ertelemeye yönelik uygulamayı destekliyorum."

Söz konusu uygulamaya yönelik birtakım tepkilerin olduğunun hatırlatılması üzerine ise Ağar, "Bunu anlayabiliyorum, herkes bir şekilde sevdiğine kavuşmak istiyor. Ancak mesele sadece sevdiğine kavuşma meselesi değil. Mesele sevdiğine sağlıklı kavuşma meselesidir. Devlet, evladını sevdiklerine sağ ve sağlıklı kavuşturmakla yükümlüdür. Bununla ilgili tedbirleri devlet almak zorundadır. Bunun yolu da izolasyondur. Bu bağlamda da terhis ve celplerin ertelenmesi doğru bir değerlendirmedir." ifadelerini kullandı.

"Gözle görülemeyen yeni düşman"

Hasan Kalyoncu Üniversitesi Öğretim Üyesi ve SETA Güvenlik Araştırmacısı Murat Aslan da TSK'da askerlik süresinin uzatılması uygulamasının geçmişte de yapıldığını hatırlattı.

İnsan sağlığına yönelik kaygılar nedeniyle askerlik süresinin bir defa daha uzatılması, yeni celplerin alımının da ertelenmesinin bir kez daha gündeme geldiğini ifade eden Aslan, şunları söyledi:

"Askerlik süresinin bir ay süreyle uzatılması, hem askerlerin hem de ailelerinin 'gözle görülemeyen' yeni düşmana karşı hassasiyetini önleyebilecektir. Askerlerin terhis olduktan sonra seyahat etmesi, geçmişini veya hikayesini bilmedikleri insanlarla terhis sevinci nedeniyle etkileşim içinde olmaları mümkündür. Ayrıca seyahat olanaklarının da kısıtlı olduğu bu günlerde askerler için eve ulaşım ayrı bir zorluk olarak ortaya çıkıyor. Özlük hakları baki olmak üzere askerlerin bir müddet daha kışlada görevlerine devam etmeleri, hem kendileri için hem de aileleri için yerinde bir karar olarak değerlendirilmelidir."

Salgın hastalığa karşı alınan tedbirlere de değinen Aslan, şunları kaydetti:

"Kışlalarda Kovid-19 hastalığına karşı her türlü tedbirin alındığı biliniyor. Kışlaya girenlerin ve çıkanların izole edilmesi yerinde bir uygulama. Yatakhanelerde ve yemekhanelerde seyrek nizamla askerlerin dinlenmesi ve beslenmesi riskleri azaltıyor. MSB'nin fabrikalarında üretilen maske ve dezenfektana askerlerimizin kolayca ulaşması, her askerin kişisel tedbirini kendisinin almasını kolaylaştırıyor. Ancak yeni celp edilecek askerlerin kışlaya gelmesinin riskleri artırabileceği dikkate alınmak zorunda. Semptom göstermeyen ama virüsü taşıyan bir kişi, tüm kışlaya hastalığı bulaştırabilir. Bu nedenle yeni celp askerlerin, celp dönemlerinin ertelenmesi doğru ve alınması gereken bir karar. Çünkü evine ulaşmaya çalışan asker ile kışlasına ulaşmaya çalışan vatandaş arasında karşılaşılabilecek risk açısından hiçbir fark yok."

"Askerlerin ailelerine teşekkür mektupları gönderilebilir"

Uluslararası güvenlik alanında akademik çalışmalar yürüten TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Haldun Yalçınkaya da bu tür uygulamaların geçmişte de yapıldığını anımsattı.

Yalçınkaya, şu açıklamalarda bulundu:

"Tezkereyi almayı beklemek, toplumumuzda kültürel bir olgu. Bu uygulama kışlada tezkeresini bekleyen için zor. Bu süreçte onların moral ve motivasyonlarını sağlamak çok önemli. Onlara, 'Zor bir zamandayız, kışlalardaki sağlığın bozulması ihtimalinden dolayı yeni askerleri alamıyoruz. Siz ülkeniz için fedakarlık yapıyorsunuz.' mesajını vermek lazım. Yaptıkları fedakarlıkla salgın esnasında ülkenin savunmasına katkı sağlayacağını söylemek gerekir. Bunu, savunma görevlerinin etkinliğinde birliğin moral ve motivasyonunun yüksek olmasının yeri nedeniyle belirtiyorum."

Askerlerin moral ve motivasyonunun korunmasının önemine vurgu yapan Yalçınkaya, "Bu kapsamda askerlerin ailelerine teşekkür mektupları dahi gönderilebilir." diye konuştu.