Bakan Yumaklı: Dönüm başına 310 lira olarak belirlenmiş birim destek fiyatını güncelleyeceğiz

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, çiftçilere sağlanan temel destek ve planlama tutarında artışa gidileceğini belirterek, "2026 yılı için dekar başına, yani dönüm başına 310 lira olarak belirlenmiş birim destek fiyatını güncelleyeceğiz." dedi.

TürkMedya tarafından düzenlenen, sürdürülebilir tarımın geleceği, gıda güvenliği ve tarımda teknolojik dönüşüm gibi konuların ele alındığı "Sürdürülebilir Tarım Zirvesi" İstanbul Finans Merkezi'ndeki (İFM) Ziraat Kuleleri Oditoryumu'nda yapıldı.

Zirve kapsamında düzenlenen "Türkiye'de Sürdürülebilir Tarım" başlıklı özel oturumda gazetecilerin sorularını yanıtlayan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, bu yıl son 66 senenin yağış anlamında en iyi döneminin geçirildiğini, yağışların yüzde 26 arttığını, barajlardaki doluluk oranının yüzde 81'e yaklaştığını söyledi.

Bu durumun tarımsal üretim anlamında önemli avantaj sağladığını dile getiren Yumaklı, bu yıl üretim rekoru gelebileceğini bildirdi.

Yumaklı, bu konuda benzer tahminlerin uluslararası kuruluşlar tarafından da yapıldığına işaret ederek sözlerini şöyle sürdürdü:

"Çok stratejik ve başat ürün olan buğdayda geçtiğimiz yıla göre yüzde 27'lik artış olacağını tahmin ediyoruz. Yani 23 milyon ton civarında bir ürün alacağımızı düşünüyoruz. Aynı şekilde arpanın da geçtiğimiz yıla göre yüzde 50'lik artışla 9 milyon tonlara geleceğini düşünüyoruz. Bunların her ikisi de stratejik ürün. Birisi genel olarak bizim ihtiyacımız, diğeri de hayvansal üretim için son derece önemli bir girdi. Hasat başladı bütün Türkiye'de. Şu anda yüzde 2 seviyelerindeyiz. Geçtiğimiz yıl dekar başına 276 kilogram verim alıyorduk. Halk dilinde dönüm diye söyleyelim onu. Bir dönümden 276 kilogram verim alınırken bu yıl ortalama bunun 400 kilogram ve üzerinde olacağını düşünüyoruz. Bu anlamda da çok önemli bir artış var. Bazı yerler var ki özellikle hububat üretiminde son derece önemli sonuçlar alıyor. Çukurova ve Trakya gibi... Buralarda da 700 kilogramların üzerine çıkacağını düşünüyoruz."

"(Buğdayda) TMO ton başına 16 bin 500 lira taban fiyat açıklayarak piyasanın düşmesini engelledi"

Bakan Yumaklı, bir regülasyon kurumu olan Toprak Mahsulleri Ofisinin (TMO) üretici, tüketici ve sektör için gerektiği zaman piyasaya dahil olduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu:

"TMO'nun bu yıl için (buğdayda) açıkladığı fiyat yurt dışı fiyatlarının çok çok üzerinde. Açıklamamış olsaydı ne olurdu? Şu anda bir ton buğdayın fiyatı yurt dışında yaklaşık 250 dolarlar civarında, yani yaklaşık 11 bin lira civarında bugünkü kurlarla bakarsak. TMO'nun fiyatının olmaması piyasanın belki de bu rakamlara doğru gelmesini sağlayacaktı. Ne oldu? TMO, ton başına 16 bin 500 lira taban fiyat açıklayarak piyasanın bu rakamın altına düşmesini engellemek adına önemli bir görev üstlendi. Bu bir regülasyon faaliyetidir, referans fiyatıdır. TMO, bu konunun ticaretini yapan bir kurum değildir. Piyasa regülasyonu yapar, fiyat ve miktar hareketlerindeki anormallikleri standart hale getirir."

Yumaklı, bu buğdayı alıp kullanacak sanayici için de ekim ayındaki fiyatları açıkladıklarını, sektörün tamamı için bir öngörülebilirlik ortaya koyduklarını vurguladı.

"Birim destek fiyatını güncelleyeceğiz"

Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, hububat alımı için TMO'nun tüm hazırlıklarını yaptığını belirterek, şu anda 20 milyon tonu depolayacak şekilde ve 600'den fazla noktayla alımlara hazır olduklarını söyledi.

Bir gazetecinin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın buğday alım fiyatlarına ilişkin desteklerin güncelleneceğini söylediğini hatırlatması üzerine Yumaklı, şunları ifade etti:

"TMO, ürünü aldığı andan itibaren 21. günden başlayarak ürünlerin bedellerini ödemeye başlayacak. Nakit akışıyla ilgili zamanlamalar öne ya da ileriye gidebilir ama netice itibarıyla ortalama 21 günlük sürede ödemeyi gerçekleştireceğiz. Türkiye'nin içinde olmadığı ama bütün dünya ülkeleri gibi hele ki komşu olmamızdan kaynaklı bulunduğumuz bölgedeki savaşlar ve çatışmalar bizi de etkiliyor. En önemli başlıklardan birisi de enerji, yani mazot ve gübre diyelim. Her ikisi de bizi de etkiledi. Maliyetlerde artış oldu. Üreticilerimiz bunlardan bir bölümüne yakalandı bir bölümünün üretimini de o fiyat artışlarıyla beraber yapmak zorunda kaldı. Dolayısıyla savaş ve çatışmalar sebebiyle, konjonktürel sebeplerle üreticilerimizin mazot ve gübre maliyetlerinde oluşan artışları hesaplayarak 2026 yılı için dekar başına, yani dönüm başına 310 lira olarak belirlenmiş birim destek fiyatını güncelleyeceğiz."

Yumaklı, bu rakamın ne olacağına ilişkin sorular geldiğini belirterek, "Bütün bunları hesaplayabilmemiz için üretim ve hasat faaliyetlerinin sona ermesi, hasat dönemlerinin tamamlanması lazım. Dolayısıyla üretim sezonunun sonunda, savaşın getirdiği üretim ve girdi maliyetleriyle ilgili fahiş artışı hesaplayarak 2026 yılı için belirlenmiş olan 310 liralık dekar başına birim destek fiyatına eklemiş olacağız. Şu anda faaliyetler devam ediyor. Herhangi bir oran ya da hesaplama doğru sonuç vermeyecektir." dedi.

Bakan Yumaklı, tarımsal üretimin kritikliğinden, stratejik olmasından ve artık milli güvenlik meselesi olarak ele alındığından bahsetti.

Tarımın dışsal etkilere çok açık olduğunu, kaynaklara göre bir üretim planlaması yapılması gerektiğini, bununla ilgili bütün yasal düzenlemelerin Mayıs 2023'te tamamlandığını anlatan Yumaklı, şöyle devam etti:

“Türkiye, Eylül 2024'te bitkisel üretim, hayvansal üretim ve su ürünlerinde üretimi planlamasına geçti. 2025 ilk yılımızdı. Buradan bütün kalbimle teşekkür ediyorum. Bu ülkenin üreticileri buradaki konunun kritikliğinin farkında olarak bu üretim planlamasına ciddi şekilde destek verdi. Üretim planlaması Bakanlığımızın ana merkezinde oturup ofislerde hazırladığımız bir şey değildir. Üretim planlaması suyu merkeze alan, hangi ürünün nerede üretilmesi ve Türkiye'nin hangi ürüne ne kadar ihtiyacı olduğuna bağlı olarak illerde ve ilçelerdeki çiftçilerimiz, üreticilerimiz, ziraat odalarımız, ticaret odalarımız, üniversitelerimiz ve kamu kurumlarımızın hep birlikte oluşturduğu modeldir. Üretim planlamasının ilk yılı gayet başarılı geçti. Bunu nasıl söyleyebiliyoruz? Çünkü hedeflediğimiz üretim planlamasına dönük çok ciddi bir yönelim olduğunu görüyoruz. Bunu istatistiklerle de açıklayacağız.”

“Sözleşmeli üretimde istediğimiz seviyede değiliz”

Bakan Yumaklı, sözleşmeli üretimde istedikleri seviyede olmadıklarını belirterek, ağırlık vermeleri gereken konuları da analiz ettiklerini, bu işi yapanların para kazanmasını ve sonraki yıllarda planlı üretim yapmasını hedeflediklerini anlattı.

Tarım ve hayvancılıkta verilen destekleri olağan dışı gelişmelere göre güncellediklerini kaydeden Yumaklı, "Çiftçi gelirini sadece bir desteğe, ürün fiyatına bağlamak değil, politikaların ve onların içeriğinin tümüne bakarak incelemek, analiz etmek gerekir. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki üreticilerimizin bugün itibarıyla tarımda sürdürülebilirlik açısından gelirleri onların herhangi bir şekilde problem yaşamayacağı seviyelerdedir." diye konuştu.

“(Su yatırımlarına) Yaklaşık 4 trilyon liraya yakın para harcandı”

Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, Türkiye'nin su krizi yaşayıp yaşamayacağına dair soru üzerine, "Bundan sonra gözümüzün, kulağımızın baktığı yer su olmalı. Sadece bizim için değil. Bütün dünya için böyle. Ama bizim için çok daha önemli. Çünkü biz Akdeniz havzasındayız. Küresel ısınma çok hızlı bir biçimde önce bizim bulunduğumuz havzayı etkileyecek." dedi.

Son 24 yılda su konusuna verilen desteklerden, su depolanmasına, kullanılmasına ve tesisine ilişkin yapılan yatırımlardan bahseden Yumaklı, "Cumhuriyet tarihindeki (suya ilişkin) yatırımların yüzde 60'ı son 24 yılda yapılmış. 10 binin üzerinde su ve sulama tesisi yapılmış. Yaklaşık 4 trilyon liraya yakın para harcandı buraya. Bundan sonra da aynı şekilde devam edeceğiz. Yani bizim odak noktamız ve yatırım planlarımızın başlıca kalemlerinden bir tanesi tamamen su ve sulama sistemleri." şeklinde konuştu.

Yumaklı, su tasarrufunun önemine işaret ederek, "Bir damla su bile kıymeti farkında olunarak kullanılmak durumunda. Hükümet olarak, Bakanlık olarak bütün konsantrasyonumuz su ve sulama yatırımları. Planladıklarımız, projeye dönüşmüş olanlar, halihazırda inşaatı devam edenler, geçen yıl devreye aldıklarımız... Yine bu yıl 300'ün üzerinde tesisi devreye alacağız." ifadelerini kullandı.

Bu alanda hayata geçirilen düzenlemelerden bahseden Yumaklı, "Korkmalı mıyız? Eğer bunu çok önemsiz görüp ya da ötelersek önemini, o zaman korkmalıyız. Ama farkında olursak korkmamıza gerek yok. Bununla ilgili algılama, bu algının yükseltilmesi konularında da çalışmalar var." dedi.

“(Tarımsal üretim planlaması) Ekilebilir alanların yüzde 80'ine tekabül ediyor”

Bakan Yumaklı, tarımsal üretim planlamasında değişiklik olup olmayacağına ilişkin soru üzerine, bu planlamanın 13 stratejik ürün ve yem bitkilerinde uygulamaya konulduğunu anımsatarak, şu açıklamalarda bulundu:

“Türkiye'nin ekilebilir alanlarının yüzde 80'ine tekabül ediyor. Yani zaten Türkiye'nin neredeyse yüzde 80'ini bu anlamda planlamış durumdasınız. Ancak bizim tek başınıza karar almanızın, yasal düzenlemeler yapmamızın hiçbir sonuç alıcı yönü olmaz. Üreticilerimizle birlikte omuz omuza bunu hayata geçirmeye ihtiyacımız var. Nitekim de öyle oldu. Dolayısıyla Türkiye'nin dört bir tarafında üretim planlamasına destek veren, bunu sahiplenen bütün çiftçilerimize, üreticilerimize teşekkür ediyorum. Sonuç aldık, alacağız, almaya devam edeceğiz. 40 yıldır konuşulan bir konu. Şimdi eksiklerimizi tamamlamamız gerekir. Devasa bir sistemden bahsediyoruz. Bunun birdenbire hemen ertesi günü başka bir yere evrilmesini beklemek doğru değil. Zaten böyle bir şeyi de hiç kimse beklemiyor. Ama 3'er yıllık dönemler halinde bunu güncelliyoruz. Önümüzdeki 3 yıl için 2026 sonunda ürün desenlerini, buralara vereceğimiz destek mekanizmalarını yeniden gözden geçirirken aynı zamanda sistemi de sürekli dinamik tutma şansımız oluyor.”

Yumaklı, tarımsal planlamanın sonuçlarını kısa süre içerisinde göreceklerini, istatistiklerin paylaşılacağını bildirdi.

“Yeni dönem için gübre tedarikiyle ilgili sorun yaşamayacağız”

Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, gübre arzında Hürmüz Boğazı kaynaklı yaşanan sıkıntılar nedeniyle yeni ekim sezonuna ilişkin bir planlama olup olmadığına ilişkin soruya cevaben, savaşın başlamasının ardından daha önce yaptıkları planlama sayesinde herhangi bir sorun yaşamadıklarını anlattı.

Bu süreçte hayata geçirilen kararları paylaşan Yumaklı, şu ifadeleri kullandı:

“Yeni dönem için yani 2026'nın eylül ayından hatta ağustostan itibaren ihtiyacımız olan gübre tedarikleriyle ilgili çalışmalarımıza başladık. Türkiye'deki bütün ilgili kurumlarla birlikte çalışıyoruz. Onlarla birlikte bütün tedarik mekanizmalarında birlikte hareket ediyoruz. Şu anda birtakım ülkelerle anlaştık. Anlaşmalarımız ve anlaşacaklarımız var, bunlara devam edeceğiz. Yeni dönemde de bundan önce olduğu gibi gübre tedarikiyle ve tarımsal üretimin etkilenmesiyle ilgili hiçbir sorun yaşamayacağız.”

“Ülkemizde tohum anlamında hiçbir problem yok”

Bakan Yumaklı, Türkiye'nin İsrail'den tohum ithalatı yaptığına ilişkin eleştirilerin hatırlatılması üzerine, tohum üretiminde ilk 10 ülke arasında bulunduklarını ve otorite ülkeler arasında yer aldıklarını söyledi.

Dünyanın 117 ülkesine sertifikalı tohum ihraç ettiklerini vurgulayan Yumaklı, şu değerlendirmelerde bulundu:

“1 milyon 300 bin ton civarında tohum üretiyoruz. Yani 200-300 bin tonlardan gelmişiz buraya. İsrail ile tohum konusu söylendiğinde tabii çok ilgi çekiyor. Doğruluğunun yanlışlığının bir önemi yok. Çünkü bu yalanı devreye soktuğunuzda onun bir alıcısı oluyor maalesef. İsrail ile ticaret sonlanalı, şimdi tarihini bile hatırlamıyorum yani o kadar eski oldu. Bir şey oldu mu Türkiye'de? Olmadı. Demek ki öyle bir şey yok yani, almıyoruz. Öncesinde bazı ürünler için bunun ticareti yapılagelmiş ama ticaretin tamamen kesildiği andan itibaren İsrail ile ilgili ne alışımız ne de satışımız söz konusu bile değil. Yok, olmadı olmayacak yani.”

Yumaklı, Türkiye'de tohum anlamında hiçbir problem olmadığının altını çizerek, sözlerine şöyle devam etti:

“Türkiye tohumculuğu çok başarılıdır. AR-GE konusunda da başarılıdır. Yapılması gerekenler yok mu? Var. O her zaman olacak zaten. AR-GE konusunda bu arkadaşlarımız çalışıyor. Çalışmaya da devam edeceğiz. Bazı ürünlerle alakalı, özellikle iklim değişikliğini konuşuyoruz, kuraklığa dayalı tohumlarla ilgili Bakanlığımızın TAGEM (Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü) birimi geliştiriyor, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü devasa arazilerinde bunları ekiyor, tohumlarını oluşturuyor, ondan sonra da üreticilere veriyor.”

"Kırsalda Bereket, Hayvancılığa Destek Projesi devam edecek"

Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, Kırsalda Bereket, Hayvancılığa Destek Projesi'ne ilişkin soru üzerine, Türkiye'nin ihtiyacının ortalama yüzde 10 civarındaki bölümünü ithalatla karşıladığını, bu konuda önemli projeler hayata geçirdiklerini söyledi.

Türkiye'nin hayvansal üretim konusunda ciddi potansiyele sahip olduğunu, pazar açısından da son derece avantajlı olduklarını dile getiren Yumaklı, 2028'de ithalatı gündemlerinden çıkartmayı hedeflediklerini vurguladı.

Yumaklı, daha önce büyükbaş hayvan yetiştiriciliği için hayata geçirdikleri projeden önemli dönüşler aldıklarını kaydederek, küçükbaşa yönelik Kırsalda Bereket, Hayvancılığa Destek Projesi'nin büyük ilgi gördüğünü bildirdi.

Bakan Yumaklı, "Bugün arkadaşlarımız başvuru sonuçlarını yayınlamış olacak. Yoğun ilgi gördü, çok ciddi talep var. Hem büyükbaş hem de küçükbaş ile ilgili projeler bir defaya mahsus değil. devam edecek. Yıllar itibariyle 'artık ihtiyacımız yok' dediğimiz ana kadar devam edecek. O yüzden başvuran çok kıymetli üreticilerimize, genç kardeşlerime, hanım kardeşlerime söyleyeyim. 'Bu sefer çıkmadı' diye sakın umutsuzluğa kapılmasınlar, devam edeceğiz." dedi.

Projeye başvuranların yüzde 46'sının kadın, yüzde 35'inin ise genç olduğunu dile getiren Yumaklı, tam da bunu hedeflediklerinin altını çizdi.

“'Artık gençler tarıma ilgi göstermiyor' konusu tersine dönmüş vaziyette”

Bakan Yumaklı, gençlerin tarıma ilgisinin artırılması için yapılması gerekenlere ilişkin bir soru üzerine, gençlerin tarıma olan ilgisinin var sayıldığından veya algılandığından çok daha fazla olduğunu söyledi.

Bu konuda hayata geçirilen projelerden ve verilen desteklerden bahseden Yumaklı, Ziraat Bankası'nın özellikle gençlere ve kadınlara ciddi kredi açtığını anlattı.

Yumaklı, gençlerin teknolojiyi çok iyi kullandığını ve dünyadaki bütün gelişmeleri takip ettiğini belirterek, gençlerin ilgisini hem direkt desteklerinde hem kredi mekanizmalarında hem teşvik sistemlerinde gördüklerini bildirdi.

Bakan Yumaklı, "Yani o klişe, 'artık gençler tarıma ilgi göstermiyor' konusu kesinlikle tersine dönmüş vaziyette. Biz şimdi bu avantajı kendi lehinize, ülkemiz lehine kullanma aşamasındayız." diye konuştu.

“Zirai ilaç kalıntılı ürünler imha ediliyor”

Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, zaman zaman "pestisit veya kimyasal ilaç kullanımı nedeniyle yurt dışından gönderilen ürünlerin piyasaya sürüldüğüne yönelik" iddiaların gündeme geldiğinin hatırlatılması üzerine, alınan herhangi bir meyvenin-sebzenin üzerinde zirai ilaç kalıntısının olup olmadığına dair şüphe duymanın gayet normal olduğunu söyledi.

Zirai ilaç konusunda kullanımlarla ve dozajlarla ilgili iklim değişikliğiyle ilgili bir kargaşa olduğunu fark ettiklerini aktaran Yumaklı, bu konuda tarlada, serada, paketleme tesislerinde, hallerde ve son tüketim yerlerinde denetim yapıldığını, burada rastlanan zirai ilaç kalıntılı ürünlerin imha edildiğini vurguladı.

Yumaklı, yurt dışından geri dönen ürünlerin yarısından fazlasının birtakım bürokratik konular nedeniyle iade edildiğini kaydederek, pestisit ile alakalı kabul edilebilir oranın ülkelere göre değiştiğini, ürünün gönderileceği ülkeye göre dikkat edilmesi gerektiğini, ürünün zirai ilacın etkisi kaybolmadan hasat edilebildiğini, bu gibi durumlarda karışıklık çıkabildiğini anlattı.

Pestisit veya zirai ilaç kalıntısının belirtilen kriterlerin dışında olduğunun tespit edilmesi halinde ürünün anında imha edildiğini vurgulayan Yumaklı, "Bunların imha edildiğine dair şüphesi olan varsa, biz imha ettiğimiz alanlara bu kişileri götürüp gösterebiliriz. Hiçbir şekilde, 'yurt dışına gitti, oradaki ülkelerden geri döndü, ziyan olmasın, hadi bakalım biz içeriye bunu verelim' gibi bir şey kesinlikle yok. Büyük çoğunluğu da ongönderilen ülkede imha ediliyor zaten. Bize hiçbir şekilde geri dönmüyor." diye konuştu.

Çakar: Bankamızın tarımsal kredilerdeki sektör payı yüzde 70 seviyelerinde

Zirvenin açılışında konuşan Ziraat Bankası Genel Müdürü Alpaslan Çakar, küresel ekonominin son dönemde artan jeopolitik riskler, ticaret politikalarındaki korumacı eğilimler ve bölgesel çatışmaların etkisiyle yüksek düzeyde belirsizlik ve kırılganlık içeren bir süreçten geçtiğini belirtti.

Söz konusu gelişmelerin ülkelerin büyüme dinamikleri üzerinde belirleyici etki oluşturduğunu kaydeden Çakar, "Bu çerçevede, enerji kaynakları, stratejik madenler, kritik ham maddeler ve gıda ürünleri gibi temel alanlarda fiyat oynaklığının artması ve tedarik zincirlerinde yaşanan aksaklıklar, ülkeler açısından önemli risk unsurları olarak öne çıkmaktadır. Arz güvenliğinin sağlanması ve kaynaklara kesintisiz erişimin sürdürülebilmesi, ekonomik istikrarın korunmasında kritik öneme sahiptir." diye konuştu.

Çakar, Ziraat Bankası olarak tarımı yalnızca ekonomik bir faaliyet olarak değil, ülkenin gıda arz güvenliği, istihdamı, ekonomik istikrarı ve kalkınması açısından stratejik bir alan olarak değerlendirdiklerini aktararak, şu ifadeleri kullandı:

"Son yıllarda yayımlanan küresel raporlar bize çok net bir gerçeği göstermektedir ki artan dünya nüfusu, iklim değişikliği, su ve doğal kaynaklara ilişkin gelişmeler, tarımın stratejik önemini her geçen gün daha da artırmaktadır. Sürdürülebilir tarımın gelişmesi modern üretim tekniklerine erişim, mekanizasyon, teknoloji kullanımı, altyapı yatırımları ve risk yönetimi gibi alanlarda güçlü bir finansman altyapısını gerektirmektedir.

Ziraat Bankası'nın tarım sektörünün finansmanına yönelik olarak 1 milyondan fazla üreticiye kullandırılan tarımsal kredi bakiyesi bugün itibarıyla 930 milyar lirayı aştı. Bankamızın tarımsal kredilerdeki sektör payı yüzde 70 seviyelerindedir. Tarımsal kredilerimizin yüzde 90'ı sübvansiyonlu kredilerden oluşurken, bu kredilerin yaklaşık yüzde 23'ünün faiz maliyetinin tamamı Hazine ve Maliye Bakanlığımız tarafından karşılanmaktadır."

Tarım sektöründe kullanılan suyun verimliliğinin artırılmasında modern ve basınçlı sulama sistemlerinin kritik rol üstlendiğini bildiren Çakar, modern ve basınçlı sulama sistemleri yatırımlarının finansmanı kapsamında son bir yılda Ziraat Bankası'nın 9 milyar liradan fazla kredi kullandırdığını, bu kapsamda kullandırılan kredilerin bakiyesinin ise 24 milyar liraya ulaştığını söyledi.

149 bini aşkın genç çiftçiye 172 milyar lira finansman

Çakar, tarım sektöründe üreticilerin yaş ortalamasının giderek yükselmesinin üretimin sürdürülebilirliği açısından kritik risk alanı oluşturduğunu belirterek, 2025 itibarıyla 149 bini aşkın genç çiftçiye 172 milyar lira, 68 bini aşkın kadın çiftçiye ise 54 milyar lira finansman sağlandığını dile getirdi.

İklim ve diğer dış etkenlerin olumsuz etkilerini en aza indirerek yıl boyunca kesintisiz üretim yapılabilmesine olanak sağlayan seracılık ve örtü altı üretim faaliyetlerini önemsediklerini anlatan Çakar, bu kapsamda kullandırılan kredilerin bakiyesinin ise 15 milyar lirayı geçtiğini kaydetti.

Çakar, tarımın finansmanında sadece üretim değil, depolama, lojistik, altyapı ve teknoloji yatırımlarının da stratejik önemde olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

“Özellikle gıda güvenliğinin sağlanması, ürün kalitesinin korunması, gıda israfının minimize edilmesi ve tedarik zincirinin sürekliliğinin sağlanması noktasında büyük öneme sahip olan soğuk hava deposu yatırımlarının finansmanına da kesintisiz olarak devam ediyoruz. Tarımda dijitalleşme ve akıllı tarım teknolojilerinin kullanımı başta hassas tarım uygulamaları olmak üzere, tarımsal üretimde üretkenliğin ve gelir düzeyinin artırılması, sektörün iklim etkilerine dayanıklılığının güçlendirilmesi ve ortaya çıkan emisyonların minimize edilmesi bağlamında kritik öneme sahiptir.”

Ülkenin sahip olduğu stratejik coğrafi konum, köklü üretim geleneği, dinamik nüfus yapısı ve zengin tarımsal kaynakları sayesinde tarımsal üretimde önemli bir potansiyele sahip olduğunu dile getiren Çakar, bu potansiyelin ekonomik değere dönüşebilmesinin modern ve verimli işletmelerin yaygınlaşmasına, sürdürülebilir üretim anlayışının güçlenmesine ve üreticilerin etkin finansman olanaklarına erişebilmesine bağlı olduğunu sözlerine ekledi.

“Amacımız geleceğin tarımını şekillendirecek fikirleri ortaya koymak”

TürkMedya İcra Kurulu Başkanı Murat Çiçek de tarımın geleceği, sürdürülebilir üretim modelleri ve sektörün öncelikli gündemlerinin zirvede ele alınacağını belirtti.

Zirvede kamu, finans, sigorta, teknoloji ve tarım sektörlerinden temsilcilerin bir araya geldiğine dikkati çeken Çiçek, "Amacımız yalnızca mevcut durumu değerlendirmek değil, aynı zamanda geleceğin tarımını şekillendirecek fikirleri, projeleri ve işbirliklerini de ortaya koymak." dedi.

Çiçek, tarım sektörünün gelişimine katkı sağlayacak platformları desteklemeyi sürdüreceklerini ve zirvenin sektör paydaşları arasında yeni işbirlikleri ile çözüm önerilerinin geliştirilmesine katkı sunacaklarını söyledi.