Reklam
İş kazası mı, cinayet mi?
Mesut Pakdil

Mesut Pakdil

İş kazası mı, cinayet mi?

12 Nisan 2017 - 17:58

“İş Sağlığı ve Güvenliği” (İSG) kavramıyla ilgili olarak tanımlanabilecek bilinen ilk çalışmalar yaklaşık 2500 yıl önce eski Roma'da gözlenmiştir. Ünlü tarihçi Herodot (Halikarnassoslu Herodotus MÖ 484-425) ilk kez çalışanların verimli olabilmesi için yüksek enerjili besinlerle beslenmeleri gerektiğine değinmiştir. Bundan 200 yıl sonrasında ise çalışma koşullarının sağlık üzerindeki etkileri hakkındaki ilk bilimsel çalışmaları tıp biliminin babalarından Hipokrates ve devamında birçok araştırmacı yürütmüştür. 1800’lü yıllarda sanayi devrimiyle birlikte işçilerin maruz kaldığı özellikle toksik etkiler yetmezmiş gibi, makine ve fabrikaların gelişmesi ile son 200 yıldır üretim araçlarıyla birlikte bu üretim sürecinin ayrılmaz parçası çocuk, kadın, erkek işçi ihtiyacı artmıştır. Ve tabii dolayısıyla vahşi kapitalizmin daha çok kazanma hırsı –ki halen devam etmektedir- işçilerin kötü koşullarda çalışmaları, iş kazalarına ve meslek hastalıklarına neden olabilecek etkilere maruz kalmaları sonucunu doğurmaktadır.

 

Kanunları tartışılır kılan nedenler

Bu gelişmeler hızla gelişen sanayileşme ile birlikte, teknolojinin yayılması, işgücünün küçülmesi ve yeni yönetim modellerini gündeme getirmiştir. Bu yeni yönetim anlayışları hiyerarşik yapılanmadan yatay organizasyonlara, sermayenin yarattığı güçten bilginin yarattığı güce, ulusal sınırların içinden çıkıp global pazarda faaliyetlerini sürdürmeye ve takım odaklı çalışmaya yönelmiştir. Gerçekleşen bu önemli değişiklikler, beraberinde güvenlik yönetimi anlayışının da değişimine yol açmıştır. Bu süreçte iş sağlığı ve güvenliği kavramının da yeni bir anlam kazanması söz konusu olmaktadır, olmalıdır. Ülkemiz adına Cumhuriyetin ilk yıllarıyla başlayan iyileştirici yasal düzenlemelerin son ve önemli adımı, ilgili mevzuatın düzenlenmesi amacıyla A.B. Müktesebatı ve Müzakereleri çerçevesinde 30 Haziran 2012 Tarihinde 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun yürürlüğe girmesi olmuştur. Ancak bazı uygulamalarda sürekli ertelemeler, kuralları gevşetmeler, ciddi denetim sorunları ve yaptırımların yeterince caydırıcı olamaması gibi nedenler bu kanunun tartışılmasına yol açmaktadır.

 

Geniş kapsamlı, çok disiplinli bir konu

Kısaca giriş yapmaya çalıştığım İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) kavramı ile ilgili olarak oldukça fazla sayıda tanım ve açıklama mevcuttur. Her uzmanlık alanı bu kavramı kendi açısından değerlendirmiştir. İSG,  oldukça  geniş  kapsamlı ve pek  çok disiplini kapsayan bir konudur ve tıp, mühendislik disiplinleri, hukuk, sosyal bilimler....vs. bilim dallarının konuları içine girer.

 

İş kazalarının yüzde 98’i önlenebilir

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından sağlık tanımı, “Sadece hastalık ve sakatlığın olmayışı değil aynı zamanda bedenen,  ruhen ve sosyal yönden tam bir huzur ve iyilik halidir” şeklinde yapılmaktadır. Bu tanımı dikkate alarak İSG’yi, “işin yürütülmesi ile ilgili olarak oluşan tehlikelerden, sağlığa zarar verebilecek durumlardan işyerlerinde korunmak ve daha iyi çalışma ortamı oluşturmak için yapılan her türlü çalışmalar” olarak ifade edip bu giriş bölümünü kapatabiliriz.

Yapılan araştırmalarda iş kazalarının yüzde 50’sinin kolaylıkla önlenebilecek kazalar olduğu, yüzde 48’ inin sistemli bir çalışma ile önlenebileceği, yüzde2’sinin ise önlenemeyeceği ortaya çıkmıştır. Bu da bizlere iş kazalarının yüzde 98’inin önlenebileceği gerçeğini ortaya koymaktadır!

 

En çok ölümlü kaza inşaat sektöründe

İnşaat sektörü de sanayi devrimi ve onu izleyen yeniçağın kentleşme talebi, endüstrinin kendi ihtiyaçlarına yönelik altyapı (enerjiden, eğitime, ulaşımdan sanayi kuruluşlarına, ikamet amaçlı binalardan devasa ticaret merkezlerine birçok dalda) talebi vb. ile elbette nasibini alacaktı ve almaya devam etmektedir…

İşte bu koşulların neticesinde istatistikler bir başka acı gerçeği yansıtmaktadır; dünyanın hemen her yerinde en çok ölümlü iş kazasının görüldüğü sektörlerden biriside inşaat sektörüdür. ABD’de işgücünün yüzde 5’i inşaat sektöründe çalışırken, görülen iş kazası sonucu ölümlerin yüzde 15’i inşaat sektörüne aittir. Japonya’da ise işgücünün yüzde10’u inşaat sektöründe çalışmakta, oysa görülen ölümlerin yüzde 42’si inşaat sektöründe görülmektedir. İstatistiklerin de gösterdiği gibi, en yüksek ölüm oranları, inşaat sektörüne aittir.

 

2016’da tam 1970 işçi aramızdan ayrıldı

Ülkemizde ise İşçi Sağlığı ve İşçi Güvenliği (İSİG)  Meclisinin, yazılı, görsel ve dijital basından edinilen bilgilere dayanarak hazırlanan raporuna göre, 2016 yılında iş kazaları sonucu en az 1970 işçi aramızdan ayrıldı. 2016 yılında ölümlü iş kazalarının dörtte üçü 6 işkolunda yaşandı. İşçi ölümleri en çok inşaat/yol, tarım/orman, taşımacılık, ticaret/büro, genel işler ve metal işkollarında yoğunlaştı. İnşaat/yol işkolunda 442 işçi, tarım/orman işkolunda 389 işçi, taşımacılık işkolunda 265 işçi, ticaret/büro işkolunda 124 işçi, genel işler işkolunda 109 işçi, metal işkolunda 96 işçi iş kazaları sonucu yaşamını yitirdi. Son yıllara bakıldığında; 2013’de en az 1235 işçi, 2014’de en az 1886 işçi, 2015’deen az 1730 işçi ve 2016 yılında ise en az 1970 işçi yaşamını yitirdi.

 

Her gün neredeyse 2 inşaat işçisi can veriyor

Buna göre ölümle sonuçlanan kazalar büyük oranda inşaat sektöründe olurken, ülkemizde ortalama her gün neredeyse 2 inşaat işçisi can vermektedir. Ne yazık ki bu veriler Türkiye’yi ölümlü iş kazaları dünya sıralamasının ilk başlarında yer almasına sebep olmaktadır. Elbette genel olarak ülkemizin bu gerçeklerini çok daha yakınlarımızda İzmir’de de acı haberler ile duymaktayız; devrilen vinç, gökdelen inşaatından düşen cam levhalar, muhtelif şekillerde düşmeler nedeniyle kaybedilen canlar ve diğer benzerleri halen hafızalardadır…

 

İş kazaları ve ölümler neden artıyor?

Akla gelen tek ve en önemli soru iş kazalarına, özel olarak da “İnşaatlarda Ölümlere Engel Olmak Mümkün Mü?” Cevabını hemen vermek gerekirse elbette mümkün! Ancak esas sorulması gereken soru bence bu iş kazalarına engel olmak mümkün ise Türkiye’de olumlu olan birçok şey gittikçe daha az yaşanırken, tam aksine “Bu İş Kazaları ve Ölümler Neden İstikrarlı Bir Şekilde Artmaktadır?” İşte bunun cevabı ne yazık ki bir ya da birkaç satırla açıklanacak ölçüde basit değil. Belki bazı başlıklara değinmemiz şimdilik bir “FARKINDALIK” yaratmak adına işe yarayabilir. Ancak yukarıda İSG kavramının tanımını kısaca yaparken değindiğim gibi, bu konunun birçok dalda bilimsel çalışmalar ve uygulamalar ile ele alınması, her şeyden önce konunun sadece bir yasa çıkarılarak ve buna ilişkin mevzuatlar oluşturmakla çözülemeyecek denli özelliklere sahip olduğu bilinciyle çalışmalar yapılmalıdır. Örneğin 2012 yılında çıkarılan 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu sonrası ölümlü iş kazaları daha da arttı. Peki neden? Çünkü özellikle güvencesiz çalışmanın ölümleri arttıran öncelikli neden olduğu gerçeği orta yerde dururken, 6331 Sayılı yasasının ölümleri önleyeceği düşüncesi aşırı ölçüde pompalanmıştır.

 

Önlenebilir iş kazalarına yaklaşım cinayet nedeni

Bu konuda gelişmiş ülkelerde neredeyse hiç ölümlü iş kazasına rastlanmazken, yasadan sonra tablonun daha da kötüye gitmesi üzerine ciddi şekilde olay ele alınmalıdır. Tamamı önlenebilir iş kazalarına fıtrat, kader, görünmez kaza gibi yaklaşımlar sürdürüldükçe yaşananların artık iş kazası olmaktan çıkıp iş cinayeti haline gelmesine şaşmamak gerekiyor…

 

Kendimizi Don Kişot gibi hissediyoruz

İşte İSG profesyonelleri olan bizler, inşaat sektörünün işveren, teknik personel ve çalışan işçilerinin arasında bu acı gerçekleri bizzat yaşayarak, birçok sorunu aşmaya çalışarak, hatta canını koruyup kollamaya çalıştığımız işçi kardeşlerimizin bilinç seviyesini arttırmaya çalışırken aslında buna en çok ihtiyacı olanların zaman zaman işverenin ta kendisi olduğunu görmenin burukluğu içinde adeta mazlumları koruyan ve de kötülere göz açtırmayan fakat düşman sandığı yel değirmenleri karşısında her zaman yere yıkılan birer Don Kişot gibi hissetmekte haksız değiliz… Bu konuda umarım sonraki buluşmalarımızda biraz daha somut neden-sonuç ilişkilerini paylaşma ve sorunların çözümü önerilerine göz atma fırsatı bulabiliriz. Kazasız bir Türkiye dileklerimle…

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar