Reklam
Hayvancılıkta İthalata Devam
İbrahim Attila ACAR

İbrahim Attila ACAR

Hayvancılıkta İthalata Devam

02 Kasım 2018 - 22:32

Hayvancılıkta İthalata Devam

Hayvancılık en çok konuşulan, bir o kadar da çaba sarf edilen bir alan olarak; ama her şeye rağmen hala daha istenen kadar yol alınmamış durumda. 10 yılda 140 milyar teşvik verilmiş… sonrası yok!.. soran yok!. Eden yok!. Konu bu haliyle, gündemdeki yerini korumaya devam etmektedir. Üniversite kürsülerinden iş çevrelerine, Kalkınma Planları, hükümet programlarına kadar; hatta sivil toplumun da sürekli gündeminde olmasına rağmen “bir dokun, bin ah işit” tarzı vazıyetler ortadadır. Öncelikle üretici kaynaklı sorunlar, sonrasında pazarlama, piyasa hatta talep kaynaklı problemler, girdi maliyetleri, hükümet politikaları ve desteklemelerin de yan çıktısı olan temel meseleler ve “ithalat” gündemin sıcak konularıdır.

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası verilerine göre 2018’in ilk 9 ayında büyükbaş ve küçükbaş hayvan ithalatı, geçen yılın aynı dönemine göre %130  artışla 1 milyon 457 bin baş hayvana yükseldi. Bu hayvan ithalatı geçen yılın toplam ithalatından da fazla. Ya gelecek yıl kaç olacak?

Büyükbaş ve küçükbaş hayvan ile kırmızı et ithalatına da yılın dokuz aylık bölümünde ödenen bedel 1,6 milyar dolar olarak gerçekleşti. Her ithalat ülkeden döviz çıkışı demek. Kör “cent”e kurşun atarken, şu “hayvancıkları” da ithal etmeyelim artık. Yerinden yurdundan etmeyelim;  üretelim… teşvikse teşvik; dolar maliyetinden daha mı ucuz ithal etmek? Hem çiftçi besici, üretici kazansın; hem yem eken, dikenler. Sonra köyünü yurdunu terk edip, kente gelen insanları bir daha geri götürüp yeniden tarım yaptırmak hayvancılık yaptırmak o kadar kolay mı?

2017 Haziran ile 2018 Haziran, ilk altı ay, kıyaslandığında büyükbaş ve küçükbaş hayvan varlığımızın 59,4 milyon baştan, 64,7 milyon başa yükseldiği görülecektir.
"TÜİK’in Kırmızı Et Üretim İstatistiklerine göre, 2017 yılının ilk iki çeyreğinde 493 bin ton olan kırmızı et üretimi 2018`in aynı döneminde yüzde 5`lik artışla 520 bin tona yükseldi. Et üretimi artarken, hayvan sayısı da artmaktadır.

Dış ticaret verilerine göre 2017 yılının ilk 9 aylık döneminde yaklaşık 2 bin ton olan kırmızı et ithalatı 2018 yılında “23 kat artışla” yaklaşık 46 bin tona ulaştı  
Kırmızı et ithal ediliyor. Besici bundan menün değil kendi maliyetini kurtarıp “geçim derdini” çözmenin peşinde. Gerek ABD gerekse AB teşvikler konusunda o kadar cömert ki… Tarım ve hayvancılığı kaybetmenin bedelini ağır öderiz… Ovalar, meralar betonlaşmaya kurban gitmesin. Geri dönüşü yok… Bu cadde çıkmaz sokak!

"Bitkisel ve hayvansal ürünlerin toplamını ifade eden tarım ürünleri dış ticaretinde verdiğimiz açık 2018 yılında artarak devam etmektedir. 2017 yılında 729 milyon dolar olan açık 2018 yılının 9 aylık bölümünde 1.5 milyar dolar olarak gerçekleşti. Rakamları öyle söyleyiveriyoruz. Bütün dünyanın korumacılığa yöneldiği bir dönemde hayvan ithalatı, kendi çiftçimiz yerine başkasının çiftçisini korumak ve kollamak olur.

Sanayicinin, sektör veya endüstriyel ürün olarak gördüğü hayvancılık, çiftçi ya da küçük üreticinin “geçim kaynağıdır”. Üretimin sosyal yanı çiftçinin toprağına, beldesine, bölgesine bağlanması ve üretimi sahiplenmesiyle köyüne bağlanması arasındaki pozitif ilişkiyi değerlendirmektir.  Ne yazık ki azalan kır ve köy nüfusu, hayvancılıkla uğraşanların sayısının azalmasına da sebeptir. Köyünden ayrılanlar daha büyük sorunları kentlere taşımakta, burada gecekondulaşmadan başlayıp, entegrasyon ve geçim sıkıntısına varan pek çok sorunu beraberinde getirip büyütmektedirler. Şehirleşme başka bir negatif dışsallıkla karşı karşıyadır: bunun da bedeli vardır.

Hükümetlerin güçlü ve etkili tarım ve hayvancılık politikaları üretebilmesi, bunları sürdürülebilir hale getirmesi; vatandaşların geçim sorununa katkı sağlayacak üretim düzeylerini onlara sağlaması bir yanda kitlesel üretim, öte yanda istihdam olarak sonuçlanacaktır. Bütün bunların belirli plan ve program dahilinde gerçekleşmesi, “yap-boz”lara izin verilmemesi, bunun bir “devlet politikası” haline getirilerek sürekliliğinin sağlanması esas olmalıdır. Her bakan ya da hükümet değişikliğinde konu sil baştan ele alınmamalı ve iyi niyetle başlayan çabaların sonucu alınmadan yeni bir faaliyet alanı ve paket açıklanmamalıdır.

Sorun profesyonel olarak ele alınmalıdır. Üretici bilgisiz, çalışan bilinçsiz, işletmeler gerekli niteliklere haiz değilse, bir de piyasayı hatta  lojistiği bilmiyorlarsa büyük problemlerin küçük adımları atılmaya başlanmış demektir. Biraz şansı olan hemen batar… Hiçbir şeyden habersiz nasıl bir şeye girdiğini bilmeyenler ise farkına vardıklarında dönüş gözden kaybolmuştur. Bunun sonrasında yeni dramlar, yeni sorunlar, işsizlik ve batan milli servetle umutlar yok olur. Belki en önemlisi bir müteşebbis işletme yok olmuştur. Gerekli şartları yerine getiren bir işletme geleceğinden neden endişe etsin? 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar